Mutlu Payaslıoğlu
TA2GW
e-mail : ta2gw@antrak.org.tr
Tüm ışık dostlarına ve amatör arkadaşlarıma merhaba. Bu ay geleneksel
yazma konumdan uzaklaşarak biraz zamanımıza bakmak istedim. Bunun
nedeni önümüzdeki günlerde Türkiye’yi önemli bir atılımın başına getirecek
olan gelişmeler konusunda bildiklerimi sizlerle paylaşmak. Anlatım
şeklim
ise mümkün olduğunca herkesin anlayabileceği bir dil ile olacak. Konuların
çok teknik detaylarına girmeden daha çok yaşantımızı etkileyeceği şekliyle
sizlere yansıtacağım.
Information Technology(IT) yani Bilişim Teknolojisi olarak adlandırılan
sektör dünyanın en hızlı gelişen sektörüdür. Bu sektör içine ileri
haberleşme
teknolojilerinden bilgisayar sistemlerine, uzaktan algılama cihazlarından
robotlara kadar uzanan çok değişik ve günlük yaşantımızı etkileyecek
teknolojiler girmektedir. Yani bu terim ile ifade edilenler sadece
bilgisayar
sistemleri değildir. Fakat bilgisayar sistemleri ve onların kendi aralarında
oluşturdukları iletişim yapıları tüm bu gelişmelerin merkezinde yer
alır ve
etrafındaki pek çok gelişmeyi de doğrudan etkiler.
Bilişim teknolojisindeki gelişmeler o kadar fazladır ki, profesyonel
anlamda
çalışanlar bile takip etmekte zorlanmaktadır. Üniversitede okuduğumuz
sıralarda öğrendiğim bir şey beni çok etkilemişti: Bilişim teknolojilerinde
yaşanan gelişmeler otomotiv sektöründe yaşansaydı bugün herkesin bir
Royce Royce arabası olabilir ve arabalarımızı el çantamızda taşıyabilecek
küçüklüğe indirebilirdik. Bence duyması bile güzeldi. O zamanlar söylenen
bu sözleri bir de gelip şimdi düşünün. Eminim bundan 10 yıl önceki
bilgisayar sistemleri ile bugünün sistemlerini ve iletişim araçlarını
karşılaştırdığımızda sanırım şöyle bir tablo çıkabilir : Bilişim teknolojilerinde
yaşanan gelişmeler ulaşım sektöründe yaşansaydı bugün herkesin özel
bir uçağı olabilirdi, hatta belki bir uçan dairesi. Şaka bir yana eskiden
severek takip ettiğimiz Jetgiller adında çizgi film gözlerimin önüne
geliyor.
Sanırım orada herkesin özel bir uçan aracı vardı ve park ettiklerinde
ellerinde taşıyabilecekleri çanta haline dönüşebiliyordu. Jetgillerin
yaşam
standartlarını o zamanlar zevkle ve kafamızda acaba birgün olabilir
mi diye
seyrederdik. Şimdi ise bunların ne zaman olacağını sorguluyoruz.
İşte insanoğluna düşünce sıçraması yaptıran bu gelişmeler
Bilişim Teknolojilerinde olan gelişmelerden kaynaklanmaktadır.
Bu gelişmelerin altında yatan gerçek nedir sorusunun yanıtını ise biraz
felsefi bir bakış açısı vermeye çalışayım. İnsanoğlu doğası gereği
iletişim
kurmak zorunda olan sosyal bir varlıktır. Beynimizin %10 gibi bir miktarını
aktif olarak kullanabildiğimiz için eskiden sahip olduğumuz telepati
ve
haberleşme yeteneklerini kaybetmiş durumdayız. Fakat bu bizim iletişim
kurma ve “Bilişme” arzumuzu köreltmemiş, teknolojiyi geliştirmek suretiyle
açıklarımızı kapatmaya çalışmamıza neden olmuştur. İşte tüm bu
gelişmelerin altında yatan temel gerçek budur; daha çok iletişim kurmak,
daha hızlı iletişim kurmak, daha fazla bilgiden haberdar olmak, kısaca
daha çok "Bilişmek”. Bunun sonucunda da “Toplu Bilinç” e ulaşmak.
Son beş yıldır ise bu kavrama yeni bir boyut gelmiştir. İletişim sadece
tek
bir kaynaktan bilgi alma boyutunu aşarak karşılıklı bilgi alış-verişi
boyutuna
gelmiştir. İletişim araçlarının hızlarının ve çeşitlerinin artması
ile gittikçe
daha fazla olaydan haberdar olmaktayız. Yaşadığımız dünya sadece kendi
çevremizle değil tüm dünya ile sınırlanmaktadır. Bu nedenledir ki bizi
sadece çevremizde olan olaylar değil tüm dünyadaki gelişmeler
ilgilendirmektedir. Benim özellikle şehirli insanlarda gözlemlediğim
şey;
insanların yakın çevrelerinden çok, kendinden uzak, hatta çok uzak
konularla daha fazla ilgilendiği yönündedir. Bu insanları yakın sosyal
çevresinden biraz uzaklaştırırken, uzak çevresine karşı olan duyarlılığını
arttırmaktadır. Sonuç olarak globalleşen insanoğlu sadece haber almakla
yetinmeyerek, olaylara karışma, fikir bildirme, araştırma yapma gibi
istemlerle hareket etmeye başlamıştır. Bu konuda sanırım en büyük
yardımcısı ise bilgisayarlar ve bence insanoğlunun bu yüzyılda geliştirdiği
en önemli buluş Internet olmaktadır.
Internet, Bilişim Teknolojileri içersinde insanoğlunu en çok etkileyen
ve
etkileyecek buluştur. En güzeli de tek bir kişinin değil kullanan herkesin
geliştirdiği bir teknoloji olarak insanlık kültürüne damgasını vurmasıdır.
Internet bize neler sağladı ve neler sağlayacak? Bunun en güzel yanıtını
teknolojiyi en hızlı geliştiren ve yaşamlarına geçiren A.B.D. de görmekteyiz.
Internet dünyasına bağlı olan kullanıcı sayısının yaklaşık 200 milyon
olduğu ve bunların büyük bir bölümünün A.B.D. de olduğunu sayısal
verilerden öğreniyoruz. A.B.D. bazı gelişmiş eyaletlerinde Internet’e
bağlı kişiler nüfusun yarısını oluşturuyor. Internet’e bağlanan kullanıcıların
sayısı her ay %3 artmaktadır. Bu nüfusun büyük bir bölümü Internet’i
sadece eğlence ve sohbet amaçlı kullansa da zamanla bu eğilimlerin
araştırma, ticaret, bilgi yayınlama gibi Internet’in esas amaçlarına
hizmet
edecek şekilde değiştiği gözlemleniyor.
Internet’in en önemli faydası bir tek bilgisayar ve telefon hattıyla
dünyanın
en büyük bilgi kaynağının kapısını aralayabilme şansıdır. Internet
öncesi
teknolojilerde bilgiye ulaşmak için kaynağına gitmeyi gerektirirken
şimdi
evinizden rahat bir çalışma ortamından bilgilerin yanınıza gelmesini
sağlıyorsunuz. İnsana büyük bir maddi rahatlık da sağlayan bu teknolojiyi
sınırsız amaçlarla kullanmak mümkündür. Çünkü paylaşılan yapı o kadar
güzel bir zemin hazırlamaktadır ki, burada insanoğlunu sınırlayacak
tek
şey kendi düşüncesidir. İnsanoğlunun düşüncelerinin sınırsız olduğunu
bildiğimize göre Internet’in gelecekte insanlık tarihine gerçekten
nasıl
damgasını vuracağını tahmin etmek sanırım pek zor olmayacak.
Internet’in gelişimi onu ortaya çıkaranların bile hayallerinin sınırlarını
aşmıştır. Ortaya çıkan bu hayal dünya kendi kanunlarını, dilini ve
kültürünü
yaratmaktadır. Belki hep hayal edilen “Toplu Bilinç, Toplu Kültür”
terimlerinin temeli Internet üzerinde atılacaktır. Internet’in gelişimi
günlük
yaşantımızı ve davranışlarımızı da değiştirmektedir. İşte bu nedenle
Internet’e arka dönmek ışıktan kaçmakla eş anlamlı olmaktadır. Çok
yakın
bir zamanda evinde bilgisayar ve Internet bağlantısı olmayan aile
kalmayacaktır. Bu bir lüksün ötesinde, bir gösteriş ya da iyi yaşam
standardını göstermenin ötesinde zorunluluk halini alacaktır. Gençler
evlenirken tüm beyaz eşyalarının olmasını arzu ediyorlar (Ne yazık
ki
son yapılan araştırmalarda paranın sevginin önüne geçtiği görülmekte)
Bu eşyalar arasında belki şu sıralar bilgisayar yok ama yakın zamanda
ben en azından bulaşık makinasından daha öncelikli bir konumda yer
alacağını ümit ediyorum. Burada çok küçük bir parantez açmak istiyorum,
evinize bir bilgisayar ve Internet bağlantısı almakla neler sağlıyorsunuz?
Yazı yazma, resim yapma, derslere yardımcı olma vs. bilgisayar ile
gerçekleştirebileceğiniz her türlü klasik aktivite, televizyon, müzik
seti,
sözlük, değişik müzik enstrümanları, CD çalar, video, telefon (Hatta
uluslararası görüşmeleri bile son derece komik ücretlerle yapılmasına
imkan sağlayacak kadar), sanal gerçeklik, dünyanın en büyük kütüphane
ve araştırma mekanına açılan bir kapı, hiç tanımadığınız kişilerle
sohbet
imkanı, Internet gazetelerini okuma imkanı (ANTRAK Gazetesi de
bunlardan biridir http://www.antrak.org.tr/gazete
), evinizden çıkmadan
banka işlemlerini yapabilme, alış veriş, fatura ödemeleri, rezervasyon,
uzaktan eğitim (Son habere göre Internet üniversitelerinden diploma
alanlar hızla artacak http://idea.metu.edu.tr
) ajanda, hesap makinası,
tele sekreter, evinizdeki araçları denetleyecek bir merkez… Bu listeyi
ben burada kesmek istiyorum, ama siz uzatabilirsiniz. Görüleceği gibi
evinize tek bir makina almakla aslında ne kadar çok şeyi almış
oluyorsunuz, geriye bunları kullanmak kalıyor ki işin o tarafı biraz
merak,
biraz zaman ayırmakla rahatlıkla yapılabilmekte.
Bilgisayar ve Internet size evinizde daha rahat yaşam koşulları
sağlamayabilir, hatta evinizde kavgalar çıkmasına da neden olabilir
(Özellikle Internet yüzünden). Ama eğlenceden, araştırmaya, bilgi
edinmeye, değişik insanlarla sohbet etmeye kadar çok renkli olanaklar
sunacaktır. Bu bir yaklaşım meselesidir. Eğitimde ve devlet politikalarında
bilgiye yatırım yapılmasının önemi anlatılırsa, insanların seçim öncelikleri
değişecektir. İşte o zaman insanlar belki bulaşıklarını elinde yıkayacak
ama bilgiye zamanında ulaşacak ve bu nedenle mutlu olmasını bilecektir.
Tüm bunlar belki bu yazıyı okuyan sizlerce hep bilinen şeylerdi, ben
sadece
bir toparlama yapmak istiyorum. Yazım her ne kadar sadece Internet
üzerinde bu gazetede çıksa ve belli bir kitle tarafından okunsa da,
yazıcıdan döküm alınarak bilgisayarı olmayanlarında ellerine ulaşabileceği
ümidini taşıyorum. Amacım bizim gibi önde giden insanların çevresindeki
insanlara bu işi doğrularıyla anlatması ve geleceğin teknolojisini
bir an
önce tanıtmasıdır. Çünkü milletimiz matbaanın 300 yıl geç gelmesi
nedeniyle çok büyük bir kayba uğradı, aynı hatayı yeniden yapmamamız
gerekiyor. Şu anda Türkiye Internet trenini yakaladı ve önünde çok
güzel
günler var. Şimdi bugüne kadar Türkiye’de neler yapıldı ve neler yapılıyor
bunu anlatmaya çalışayım.
Türkiye’ye Internet ilk kez Tübitak http://www.tubitak.gov.tr
ve O.D.T.Ü.
http://www.metu.edu.tr nin
bir projesi olan TR-NET http://www.tr-net.net.tr
ile geldi. Bununla ilgili tarihi bilgiyi ve ayrıntılı teknik çalışmaları
http://www.ubak.gov.tr/kurul/calisma
adresinden edinebilirsiniz.
Türkiye Internet altyapısını oluşturabilmek amacıyla TURNET projesini
başlattı. TURNET Türkiye’nin Internet ana omurgası olacaktı. Türk Telekom
(TT) ile gelir paylaşımı esası ile oluşturulan omurgayla Ankara-İstanbul-İzmir
illerini birbirine bağlayacak hızlı bir omurga planlandı. İlk başta
bu üç ile
2Mbit daha sonra 10Mbitlik hatlarla birbirine bağlandı. Ankara ve
İstanbul'dan önce toplam 4Mbit daha sonra toplam 16Mbit kapasitelerinde
yurtdışı Internet bağlantıları sağlandı. Türkiye’de son kullanıcı kitlesine
ulaşmak için Internet Servis Sağlayıcılar(ISS) kuruldu. Tüm ISS’ler
kanun
gereği ana ulusal ağ olan TURNET’e bağlanmak zorundaydı. Burada
dikkat edilecek olursa geçmiş zaman eki kullanarak anlatımımı
gerçekleştiriyorum, çünkü kurulan bu yapı ne yazık ki iyi planlanamaması
nedeniyle bugün terk edilmeye başlanmıştır. Türkiye Internet’inin uzun
bir
süre gelişimini engelleyen bu oluşumun terk edilmesi ve yerine çok
daha gelişmiş bir sistemin kuruluyor olması ise işin sevindirici yönüdür.
TURNET deneyiminde yaşanan hız, işletme ve kapasite arttırımında
karşılaşılan problemlerin yeni kurulacak ulusal ağ TTnet de olmayacağını
ümit ediyoruz.
TURNET’in yerini alması planlanan TTnet ulusal ağı Türkiye’nin önünü
açacak çok önemli bir projedir. Bu ağ ile Ankara, İstanbul (Her iki
yakası
da) ve İzmir 155Mbit, 20 büyülk ilimiz 34Mbit ve geri kalan iller ise
2Mbit hızlarla fiber optik kablolar ile birbirine bağlanacaktır. Zaman
içinde Internet ana omurgasına bağlı olmayan ilimiz kalmayacaktır.
Yurdışı çıkışları da Ankara, İstanbul ve İzmir’den uydu kanalıyla ve
çok
büyük kapasitelerle olacaktır. Bu ne demektir? Bu, şu anda üç büyük
ilimiz dışında çok büyük zorluk ve ücretler karşılığında verilen kiralık
hat
hizmetlerinin yaygınlaşması demektir. Bu, şu anda kullanılan ağdan
en az
10 kat daha hızlı ve gelişebilecek en son teknoloji bir ağ üzerinde
çalışabileceğiz demektir. Bu, her türlü Internet hizmetlerinin ucuzlaması,
dolayısıyla artık ekonomik alım sınırlarının zorlanmaması, hizmetlerin
yaygınlaşması demektir.
TTnet dışında çok önemli bir adımda kablo-TV üzerinden Internet
hizmetlerinin verilmesidir. Kablo-TV üzerinden verilmesi planlanan
Internet hizmetleri için mevcut kablo-TV altyapısında bazı yatırımların
yapılmasına başlanmıştır. Şubat 1999 itibariyle Türkiye nüfusunun yoğun
olduğu yerlerde başlayarak, şebekenin ulaştığı her yerde Haziran 1999
tarihine kadar alt yapı çalışmaları tamamlanacaktır. Bu sayede evimizden
veya işyerimizden Internet’e bağlanmak için telefon veya kiralık hat
şebekelerinin dışında yeni ve çok hızlı bir yapıya kavuşmuş olacağız.
Edindiğimiz ilk bilgilere göre dileyen müşterilere kablo-TV şebekesi
üzerinden 10Mbit’e kadar Internet hizmetlerini ulaştırmak mümkün
olacaktır. Bugün Internet’e bağlı büyük kuruluşların en fazla 256Kbit
veya 512Kbit hızları kullandığı düşünülecek olursa atılan adımın büyüklüğü
ortaya çıkacaktır. Özellikle büyük kuruluşlar için kullanılan ve “kiralık
hat”
dediğimiz yöntemin TT alt yapısının uygun olmaması nedeniyle her yere
ulaşamamaktadır. Kiralık hatlar için TT’un kullandığı santrallerin
yetersiz
kalışı kurumsal kullanımda Internet’in yaygınlaşmasını engellemiştir.
Kablo-TV üzerinden verilecek olan kiralık hatlar ile bu sorun aşılmış
olacaktır. Artık evimize gelen kablo-TV den bilgisayarımıza yapacağımız
bir bağlantı ile çok yüksek hızlarla Internet’e bağlanmamız mümkün
olacaktır.
Bu iş için yapılacak yatırımın ise çok yüksek olmayacağını, özel kablo-TV
modemlerinin alım sınırlarını zorlamayacağını müjdeleyebiliriz.
TTnet ve kablo-TV üzerinden Internet erişimi Türkiye’nin çağ atlamasını
sağlayacak çok önemli iki adımdır. Ben de herkes gibi hızla bunların
sonuçlanmasını bekliyorum, fakat altyapıda meydana gelen değişikliklerin
faydalı olabilmesi için önemli bir adım da kişilerin eğitimi ve devletin
bu
sektöre ilgisidir.
Bugün tüm ülkelerde Internet ulusal bir sorun olarak ele alınmakta,
geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve daha iyi kullanılabilmesi amacıyla
araştırma ve politikalar belirlenmektedir. Türkiye’de ise bir kaç milletvekili,
bazı bürokratlar ve yine son derece sayılı akademisyenlerin önderliğinde
işler yürütülmektedir. Aslında bunda şaşıracak ve tuhaf gelecek bir
şey de
yoktur. Zira bu ülkemizin genel bir sorunudur. Eğitim konusunda atılan
adımların yetersiz oluşuda benzer bir nedenden kaynaklanmaktadır.
Internet konusunda ulusal anlamda atılan en somut adımlar ise geniş
bir
katılımcı kitlesiyle oluşturulan Internet Üst Kurulu, kamudaki sorunların
görüşüldüğü Kamu-Net komisyonu, Türkiye’de elektronik ticaretin tartışıldığı
Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulu ve ulusal bilgi ağı projesi
olarak
adlandırılan TUVENA projesidir. Bu proje ve kurullar büyük bir özveri
ile
çalışmalarını sürdürmekle birlikte ne yazık ki, ne devletten gerekli
destekleri
alabilmekte ne de çok somut adımları gereken hızda atabilmektedir.
Devletin Bilişim Sektörü’ne bakışının değiştiğini görüyoruz, fakat
halen
gereken destek yeteri kadar gelmemektedir. Bunda devletin çalışmalarını
planladığı ve yasalar çıkardığı organlarında meydana gelen rahatsızlık
ve
kesintilerinin çok önemli bir rolü olmaktadır. Özel sektör ise kendi
açısından
hızlı hareket ederek bazı açıkların kapanmasına yardımcı olmaktadır.
Bugün
dünyanın en gelişmiş ve en büyük şirketlerine sahip ülke olan A.B.D.
de en
büyük kazançları elde eden firmaların Bilişim sektöründen çıktığını
görüyoruz.
Yani bacasız endüstri olan bilgi, çağımızın alınıp satılan en önemli
metası
olmaktadır. Bu nedenle bilgiye yapılacak yatırımların artık diğer gelişmiş
ülkelerde olduğu gibi devletin politikaları arasında olması gerekmektedir.
Bilginin gücüne inanan ve buna yatırım yapan ülkelerin gelecekte çok
daha
hızlı gelişecekleri kesindir.
Konumuzu toparlayacak olursak. Bilişim sektöründe meydana gelen
gelişmelerin insanlığı nasıl değiştirdiğine değindik. Internet’in bu
değişime
olan katkısından bahsettik ve ülkelerin ulusal politikaları içinde
Internet’in
yerini anlattık. Internet toplumunun her geçen gün nasıl büyüdüğünü
ve
bilginin bununla birlikte insanların hayatını etkilediğinden bahsettik.
Sonunda
ülkemize baktığımızda bu gelişmelerin çok dışında olmadığımızı ve güzel
yatırımların yapıldığını söyledik. Son olarak iğneyi yine kendimize
batırarak
insan faktörünün öneminden ve devletimizin Bilişim konusuna daha fazla
önem vermesi gerekliliğinden bahsettik. Burada söylemek istediğim
şeylerin tam detayına girmeye zaman ve yerim yeterli değil. Amacım
ümitsizliğe kapılmadan “Bilgi Neferleri” ordusunun önderliğini yapacak
arkadaşlarımla ve meslektaşlarımla yeni gelişmeleri paylaşmaktı. Konuyu
genel bakış açısıyla ele alıp Bilişim sektöründe, özellikle Internet
konusunda gelişmeleri insanlarımıza yansıtabilmemiz gerekmektedir.
Çünkü edindiğimiz bilgiler paylaştığımız ölçüde değerlidir. Bu yazıyı
okuyan
herkese düşen görev de sanırım aynıdır.
Sevgi ışığınız aydınlığınız olsun.
|