Mutlu Payaslıoğlu
TA2GW
e-mail : ta2gw@antrak.org.tr
Tüm ışık dostlarına ve amatör arkadaşlarıma merhaba.
Bu ayki yazımda, sizlerle sembolizm hakkında bildiklerimi paylaşacağım.
Gazetemizi takip edenler bilirler, ben ilk
yazımda farklı bir çizgide sizlerle
beraber olacağımı söylemiştim. Konularımı felsefe, metafizik, tarih
ve
bilinmeyenler içinden seçiyorum. Üçüncü yazımda da sizlere ilk defa
‘Ezoterizm’
hakkında bildiklerimi aktarmıştım ve bu yazımda Ezoterizm’in
dilinin semboller olduğunu söylemiştim. Hatta yazının sonunda da ‘Osiris’in
veya Ra’nın gözü’ olarak bilinen sembolün resmini vermiştim. Fakat
sembolizm veya semboller hakkında detay bilgi aktarmamıştım.
Şimdi sembollerin niçin önemli olduğunu ve aslında günlük yaşantımız
içinde de ne kadar yer aldığını göstermeye çalışacağım.
Sembolizma ve sembolizm, bir düşüncenin veya olayın sayılar ve şekillerle
anlatılmasıdır. Bir açıdan kullandığımız harfler ve rakamlardan tutun,
etrafımızda gördüğümüz geometrik şekillerde, doğanın yarattıklarında
ve
oluşlarda dahi sembolizmi görebiliriz. Fakat bizler genellikle bunları
taşıdıkları anlamlardan çok, karşımızdakilere bildiklerimizi aktarmak
için
kullanırız. Oysa her harfin, rakamın, geometrik şeklin taşıdıkları
anlamlar ve
enerjiler vardır. Sembolizmin en önemli yanı, bir sembole yüklenen
anlamın
yıllarca değerini kaybetmeden korunabilmesidir. Fakat bunun bir kötü
yanı
da aynı sembole gerçek anlamından veya daha doğrusu esas kullanım
amacından farklı anlamlar yüklenerek kullanılmasıdır. Bu nedenle semboller
ile uğraşırken dikkatli olmak ve gerçeği araştırmak gerekebilir. Fakat
sembollerin gerçek anlamları ne kadar saptırılmaya çalışılırsa çalışılsın
mutlaka birileri tarafından hep doğru olarak bilinir ve korunur. Sembolizma,
fleksibilitesi ve rölativitesi nedeniyle çağlara uygun dinamizmi sayesinde
temel bilgi aktarım yöntemi olarak gelişmelere hemen adapte olarak
hem
demodeliğe meydan okur, hem de varlığını başarıyla korur.
Sırların evrensel dili olan sembolizm; gizleyerek açıklar, açıklayarak
gizler.
İnsanlar binlerce yıldır, bir düşünceyi izah etmek için birçok yollar
denemişlerdir. Bir düşüncenin anlamını, kademeli şekilde insanların
anlayışlarına ve olgunluklarına göre birtakım kalıplar içine koyup
sunmuşlardır. Özellikle ezoterik, gizli tutulması gereken birçok bilgi
sembollerle anlatılmıştır. Yani doğrudan doğruya bir düşünce, bir bilgi
izah
edilmemiş, üstü adeta örtülerek bohçalandıktan sonra aktarılmıştır.
Bir sembol anlatmak istediği fikri; kısa, en kesin ve en belirli şekilde
ifade
eden bir işarettir. Bir şeyi diğer bir şeye benzeterek ve onun içinde
adeta
kaybederek anlatma tarzıdır. Konuyu biraz açmaya çalışalım: Farz edin
ki,
karşınızda farklı seviyelerde kişiler var. Ve onlara bazı gerçekleri
açıkça
anlatma güçlüğü ile karşı karşıyasınız. Bazı insanlara bir meseleyi
açıkça,
bir kalıba sokmadan anlatabilirsiniz. Bazı kişilere ise bunu bir benzetme
yoluyla anlatmanız lazım gelebilir. Çünkü o, henüz o meseleyle açık
bir
şekilde karşı karşıya gelebilecek durumda olmayabilir. İşte o anda,
onun
daha önce bildiği bir şeyden hareket etmeniz gerekecektir.
Yani nasıl? Gibi bir soruyla karşılaştığınız anda, onu bir şeye benzeterek,
mecazi bir tarzda izah etmek zorunda kalırsınız. Benzetme unsurunuz,
bir tabiat olayı olabileceği gibi, herhangi bir nesne yada bir geometrik
şekil de olabilir. İşte o anda bazı olayları sembolik hale getirmiş
olursunuz.
Semboller basit veya karmaşık şekillerden meydana gelebilir. Bunlar,
sayı,
harf, geometrik bir şekil, doğadaki bir canlı, eşya veya bunların
birleşimlerinden oluşabilir. Hepsinin üzerinde bir düşünce gücü yüklüdür
ve
kesinlikle raslantısal özellikler taşımazlar. Semboller çeşitli seviyelerden
anlaşılabilecek farklı anlayışları da bünyesinde barındırmaktadır.
Bu, sembolizmin üstünde durulması ve bilinmesi gereken en önemli
özelliklerinden biridir. Yani bir sembolün 1’nci, 2’nci, 3’ncü, 4’ncü
kademelerdeki anlamını çözdüğünüzde, hemen arkasından 5’ncisinin,
6’ncısının bunu izleyeceğini düşünmek lazımdır. Ezoterik çalışmalarda
karşılaşılan sembollerin 7 ayrı dereceden anlamları bulunduğunu hesaba
katmak gerekir. Bir sembolün gizlediği sırrı anladım dediğinizde, acaba
bu
kaçıncı derecedeki anlamıdır? Bunu tam olarak anlamasak bile,
karşılaştığımız bir sembolün daha üstün bilgileri de gizleyebileceğini
göz
önünde bulundurmamızda yarar vardır.
Evren, bir matematik ve geometri düzeni içinde hareket eder. Astronomi,
fizik ve bilim dallarıyla ilgilenenler evrenin mükemmel bir ritmik
düzen içinde
hareket ettiğini, yaşadığını gayet iyi bilirler. Bu nedenle dinimizde
Allah
olarak adlandırdığımız yaratanın varlığını bu mükemmel düzen içinde
görmek
mümkündür. Çünkü O’nun varlığına inanmayan bilim adamları bile, en
son
teknolojiyi kullanarak elde ettikleri bulgularda, evrenleri yaratan
yüce bir
gücün varlığını hissetmeye başlamışlardır. Bu güce kimileri Allah,
kimileri
Evrensel Zeka, kimileri ise başka adlar verebilir. Ama bu mükemmel
matematik ve geometrik düzeni kuran güce ne denirse densin varlığı
inkar
edilemez. Eski kültürlerde ve bazı ezoterik örgütlerde bu yaratıcı
güce bu
nedenle ‘Evrenin Ulu Mimarı veya Geometri Üstad-ı’ denilmektedir. Biz
evrenleri yaratan ve mükemmel bir şekilde işleten enerjiyi tanımlamak
için
bazen sembolleri kullanırız. Hatta bunu belki de tahminlerimizden çok
daha
önce yapan bir takım kadim uygarlıkların varlığından da söz edebiliriz.
Sembollere ilk anlamlar yükleyen uygarlıkların taş tabletlerden edindiğimiz
bilgiler ışığında bundan yaklaşık 50.000 evvel varlıklarını sürdüren
Mu ve
devamı niteliğindeki Atlantis uygarlıkları olduğunu görüyoruz. Mu ve
Atlantis
sembollerinin bazılarını detay incelemeden önce temel bazı sayı ve
şekiller
hakkında bilgiler vermek istiyorum.
Sayılar ve şekiller sembolizmin içinde kullanılır. Hepsinin üzerinde
bir bilgi,
yani güç yüklüdür. Bu güçleri sembollerin gerçek anlamlarını bilerek
ortaya
çıkarabilir ve kullanabiliriz. Bu güçler kullanmasını bilenler için
o kadar
yoğundur ki iyilik veya kötülük için yönlendirilerek etki mekanizmaları
oluşturulabilir. Beyaz veya kara büyü ile uğraşanlar bunu son derece
iyi
bilirler. İşin ilginç yanı benzer sembollerin çok küçük farklılıklar
ile kullanılarak
iyiye veya kötüye yönlendirilmesi mümkündür. Az önce de bahsettiğim
gibi
aynı sembollere bile farklı anlamlar yüklemek mümkündür. Bunu birazdan
örnekler ile anlatmaya çalışacağım. Fakat emeklemeden koşmak mümkün
değil, önce işin alfabesini hatırlamaya çalışalım. Bunlar belki de
sıkça
duyduğumuz ve kullandığımız sayı ve semboller. Fakat üzerlerine yüklenen
gerçek anlamlar sizleri şaşırtabilir.
Sayı : 0
Sembolü : 0
Açıklaması : Sıfır yokluğun, hiçliğin sembolüdür. Ama aynı zamanda
potansiyel varoluşun başlangıcıdır. Sıfır yutan sayıdır, etkisiz sayıdır
ama
aynı zamanda çok büyük bir gücü de kendinde barındırır. Dünya kültürlerinde
9 sayısı ile birlikte gösterim şekli hemen hemen hiç değişmeyen iki
rakamdan biridir.
Sayı : 1
Sembolü : •
Açıklaması : Monad olarak adlandırılır. Tekliği ifade eder, yani tek
olan
herşeyi. Bu nedenle tüm varlıkların bünyesinden çıktığı tanrıyı tanımlar.
Mu
sembollerini incelerken (.) noktanın veya bir daire içindeki noktanın
tanrıyı
temsil ettiğini göreceğiz. Bunu aynı zamanda doğada gördüğümüz ‘güneş’
ile özdeşleştirmektedirler. Çünkü sistemimizde güneş de tek ve enerji
veren,
yaşamın devamını sağlayan güçtür. Bir sayısı aynı zamanda tanrının
yeryüzündeki yansıması olan insanı da temsil eder. Bu bir bakıma tanrı
ile
insanın birleşmesini, yani makro ve mikro kozmosun tekliğini ifade
eder.
Eski Mısır’da bu sembol Osiris ile temsil edilir.
Sayı : 2
Sembolü : —
Açıklaması : Diyad olarak adlandırılır. Evrendeki dualiteyi gösterir,
yani
birbirinin zıttı veya tamamlayan herşeyi. Bunlar erkek ve dişi enerjiyi,
aktif ve
pasifi, bölünmez öz ile bölünebilir cevheri, iyilik ve kötülüğü, tanrının
hem
erkek, hen dişil yönünün olduğunu ve insanların bu nedenle iki cins
olarak
yaratıldığı ifade eder. İki sembolü ile ayrıca güneş ve ay’ı, kükürt
ve civayı da
anlatır. Kükürt erkektir ve akıldır, civa dişidir ve ruhtur. Eski Mısır’da
Osiris ve İsis ile temsil edilir.
Sayı : 3
Sembolü :
Açıklaması : Triad olarak adlandırılır. Monad ile diyad’ın birleşmesinden
oluşur. Yani erkek ile dişi enerjinin birleşiminden oluşan eser, çocuğu
anlatır.
Eski Mısır’da Osiris ve İsis’in çocukları olan Horus ile temsil edilir.
Bunu
akıldan çıkan, fikirle oluşan eser olarak da görebiliriz. Üç sayısı
ve üçgen bu
nedenle en çok kullanılan ve çok kutsal sayılan bir sembolizmadır.
Yaratılışın
temelinde birin üçe, üçün bire yansıması yatmaktadır. Birin sembolü
olan
nokta(Göz de aynı anlama gelmektedir) ve üçün sembolü olan üçgenin
iç
içe kullanıldığı birleşik sembolde de bu anlatılmaktadır. Üç sembolü
ayrıca
insanın oluşumundaki ateş, su ve toprak ile tanrının oluşumundaki ruh,
can,
bedeni anlatır. Ruh ateşten, can sudan ve beden topraktan üretilmiştir.
Üçgen aynı zamanda evreni de temsil eder.
Sayı : 4
Sembolü :
Açıklaması :Tetrad olarak adlandırılır. Kainatı kaostan düzene geçiren
dört
temel gücün ifadesidir. Bunlar Ateş, Su, Toprak ve Havadır. Bunlara
mahşerin dört atlısı da denilir. Mu sembolizması içinde haç sembollerinin
bu
dört gücü ifade ettiğini göreceğiz. Bu nedenle kare yerine, Hristiyanlar
için
de kutsal sayılan haç veya + işareti de kullanılır. Dört sayısı genellikle
dünya
ve fiziksel gerçekle ilgili sayıdır ve düzeni tanımlar. Dünyanın ve
fiziksel
gerçeğin dört yönü, dört boyutu ve dört mevsimi vardır. Aristo bunu
biraz
daha ileri götürerek dört niteliği belirlemiştir. Bunlar kuru, ıslak,
sıcak ve
soğuktur. Her elementin iki niteliği bulunur. Toprak kuru ve soğuktur.
Su ıslak ve soğuktur. Hava ıslak ve sıcaktır. Ateş sıcak ve kurudur.
Bundan
da görülebileceği gibi her element bir diğeriyle bir niteliğini paylaşmaktadır.
Bu durumda bir elementin bir niteliğini değiştirerek diğerine dönüşmesi
olasıdır.
Sayı : 5
Sembolü :
Açıklaması : Pentad olarak adlandırılır. İnsanın ve üzerinde yaşadığı
dünyanın
sembolüdür. Diyad ile triad’ın toplamı olan pentad dünyasal sevginin
ve
evliliğin sembolüdür. Ateş, su, toprak ve havanın toplamından oluşan
dünyayı
temsil eder. Yine bu dört elementin birleşiminden oluşan insanı da
temsil
eder (5. Element) Burada küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Bu sezon
oynayan filmler arasında 5. Element filmi de vardı. Filmi seyredenler
hatırlarlar, final sahnesinde dört elementi(Bunlar renkleriyle belirlenmiş
değişik kutucuklardı) beşinci element olan mükemmel insan ile
birleştiriyorlardı ve çok güçlü bir silah oluşturarak düşmanlarını
yeniyorlardı.
Bu yıldıza Sirius yıldızı da denilir.
Sayı : 6
Sembolü :
Açıklaması : İç içe geçmiş ve iki farklı yöne bakan üçgenler de yine
çok eski
bir semboldür. Bu yıldıza adalet yıldızı denilir. İsrail devletinin
bayrağında da
yer alan bu yıldız, kralları David’den çok daha önce bulunmuş bir semboldür.
Yıldız evrenin altı yönünü gösterir; kuzey, güney, doğu, batı, aşağı
ve yukarı.
Yukarı bakan üçgen tanrıya ulaşmayı, aşağı bakan üçgen ise yeniden
doğuş
yasası gereği geriye dönüşü anlatır. Bu uçlardan herbiri bir fazileti
temsil
eder.
Sayı : 7
Sembolü :
Açıklaması : Kutsal üçlü triad ile düzeni oluşturan tetrad’ın birleşmesinden
oluşmuştur. Tekamül yasasının sembolüdür. Evrende pekçok şey yedi
üzerine kurulmuştur. Sesin yedi ana notası, ışığın yedi ana rengi,
insandaki
yedi ana çakra gibi. Bu sembol Mu sembollerini incelerken kraliyet
armasında da karşımıza çıkacaktır.
Sayı : 8
Sembolü :
Açıklaması : Oktad olarak adlandırılır. İç içe geçmiş iki kareden oluşan,
sekiz kenarlı bir yıldızdır. Özellikle Türk işleme sanatlarında çok
karşılaştığımız bu sembol adaleti temsil eder. Bu sayı dördün iki katı
veya
üstün halidir. Fiziksel dünyanın dengelenmesini temsil eder.
Sayı : 9
Sembolü : 9
Açıklaması : Dokuz tamamlama ve hikmeti temsil eder. Dokuz üçün
karesidir ve son tam sayı olarak bir devrenin tamamlandığını haber
verir.
Dünya kültürlerinde 9 sayısı hemen hemen hep aynı şekilde gösterilmiştir.
Bazen bunu spiral bir girdaba benzer şekilde de ifade edildiğini görüyoruz.
Yani bir akış ve bitişin simgesi adeta.
Sayı : 10
Sembolü :
Açıklaması : Tetraktis olarak adlandırılır. Dört bölümlü üçgenden oluşmuştur.
İlk dört sayının toplamı olan on sayısı mükemmelliğin sembolüdür. Aynı
zamanda kamil insanı, yani insanla tanrının bir olmasının sembolüdür.
Sıfır ile
bir sayısının yan yana gelmesiyle oluşan on sayısı hiçlikle, tekliğin
ahengini
ifade eder. Bu nedenle makro kozmosun da kutsal sayısıdır.
Bazı kutsal sayıların ve şekillerin anlamlarını vermeye çalıştım. Bunun
dışında
da kutsal sayılan veya üzerine anlam yüklenmiş sayı ve şekiller
bulunmaktadır, fakat bunların hepsini burada anlatmaya imkan yoktur.
Özellikle sayılarla ilgilenenler için Tubitak yayınlarında çıkan Georges
IFRAH’ın ‘Rakamların Evrensel Tarihi’ adlı diziyi okumalarını öneririm.
Burada sizlerle bir yorumumu paylaşacağım. İlk 11 sayıyı genel olarak
bir
inceleyelim. Olaya biraz geniş perspektiften baktığımızda ve yukarıdaki
anlamlarla yaklaştığımızda bu sayıların yaratılış sürecini ve tekamül
yasasını
anlattığını görüyoruz. Zaten her sayı kendinden evvel gelen sayının
veya
sayıların toplamı ile oluşmaktadır. O zaman matematik evrenin içindeki
sırların aslında yaratılışın da sırrı olduğu gerçeği ile yüz yüze geliyoruz.
Bunu isterseniz bir hikaye olarak anlatalım :
“Başlangıçta büyük bir hiçlik vardı. Bu hiçliğin içinde ise büyük bir
potansiyel güç saklıydı. “O” vardı, “O” sıfırdı. Kendini görmek istedi
ve
herşey o ilk noktadan, o ilk zerreden fışkırmaya başladı. Artık herşey
birdi.
Yaşamı yaratmak için kendini tekrarlaması gerekti. Bir başka Bir’le
birleşti.
Dual evren yaratıldı. Yaşamın içindeki zıtlıklar ikinin içine gizlendi.
Artık evren
yaratılabilirdi. İki karşıt gücün birleşmesi yeni bir oluşum yarattı,
bu üçüncü
oluşum evrendi. Bir’in üç’e yansıması bu şekilde oldu. Evren yaratıldı
ve üç
ile sabitlendi, üçgen oldu. Evren içinde yaratmak için dört temel güce
ihtiyaç
vardı. Su, hava, toprak ve ateş ile dörtgen oluşturuldu. Evren kaostan
düzene
dönmeye başladı. Mahşerin dört atlısı dünyaları oluşturdu. Bu dört
elementi
tamamlamak için, beşinci element insan, dört ile birin toplamı ile
oluşturuldu.
Dünya ve insan yaratılmış, adeta beş köşeli bir yıldız olmuştu.Yaratan,
insana
kendi özelliklerini emanet etti. Yukarı doğru tırmandığında O’na ulaşılacak,
çalışmazsa tekamül yasası gereği tekrar bedenlenecekti. Böylece ruhların
tekamül süreci başladı. İnsan ve tanrı iç içe geçmiş ayrılmaz iki üçgen
olmuştu. Üç sayısının iki defa tekrarı ile altı oluşturuldu. İnsanın
nasıl tekamül
edeceği ise yedi ile belirlendi. Tüm ahenk bunun üzerine kuruldu. Kutsal
üçgen ve düzeni oluşturan dörtgen ile yedi oluşturuldu. Tekamülü sınamak
için adaletli bir değerlendirme yapılması gerekmekteydi. Fiziksel düzeni
denetlemek için dört sayısının iki defa tekrarı ile sekiz oluşturuldu.
Değerlendirmenin sonu bir sürecin bitişiydi. Bu tamamlanma ve hikmete
ulaşmaydı. Spiral yolun sonunda varılmak istenen son nokta vardı. Sekiz
köşeli Adalet Yıldızı, Bir ile birleşerek dokuz oluşturuldu. Son noktaya
gelinmişti. Birlik, hiçlikle buluştu, 1 ve 0 yanyana geldi. Ruhlar
çıktıkları ana
kaynağa dönmeye başladı. İlk dört sayının, ilk dört anlatımın toplamı
olan
On ile mükemmel insan, kamil insan olundu.”
Yukarıdaki yorumum bazılarınıza ters, hatta gülünç gelebilir. Fakat
matematiğe dayalı mükemmel bir evren yaratan “Evrenin Ulu Mimari”
eminim bize gerçeği görmemiz için eserinde küçük ip uçları bırakmıştır.
Doğru bu olmayabilir ama yanlış olduğunu da birilerinin ispat etmesini
isterim.
Şimdi Mu ve Atlantis döneminden kalan bazı kutsal sembollerin
incelemesini yapalım. Özellikle zamanımızda kullanılan bazı sembollerin
aslında ne kadar eski kökene dayandığını ve anlamlarını ne kadar hatalı
bildiğimizi görelim.
Önce Mu Kraliyet Armasını inceleyelim. Bu armadaki şekillerin büyük
bir
bölümü, Hintliler, Maoriler, Nevada ve Meksika yerlileri, Guatamalılar
ve
Gobi çölünde yaşamış bazı topluluklar tarafından kullanılmıştır. Aşağıda
Mu Kraliyet Arması görülmektedir.
Bu armayı bölüm bölüm incelersek :
A. En dışta yer alan bölüm, Mu alfabesindeki M şeklidir ve ayrıca bu
kıtanın
simgesel harfidir. M harfi ile başlayan önemli kişiliklerin (Musa,
Mesih,
Muhammed, Mevlana, Mehmet, Mustafa v.s) ve yer adlarının (Mu, Mekke,
Mısır v.s) da kutsal veya seçilmiş olduğu inancı yaygındır. Harfin
Mu dilindeki
okunuşu da “Mu” olarak söylenir. Bu şekil aynı zamanda yedi rakamındaki
şeklin benzeridir ve tekamül yasalarını hatırlatır.
B.Armanın merkezindeki hiyeroglif şekil “U-lu-mil” olarak okunur, ki
“
….. İmparatorluğu” demektir. Bu şekil aynı zamanda dört sayısını
ve
dört gücü de ifade etmektedir.
C. Hiyeroglif şekli çevreleyen daire, güneşi temsil eder. Bu hiyeroglif
ile
birlikte “Güneş İmparatorluğu” denebilir. En dıştaki şekil ile üçü
bir
arada “Mu güneş İmparatorluğu” anlamına gelir.
D.Armanın içindeki sekiz köşeli yıldız, sekiz temel noktayı simgeler
ve
Mu’nun dünyanın her yanına hakim olduğunu gösterir. Çevresindeki daire
ise, bir evren sembolüdür. Bu evren insanındır. Mu’nun ışınları, etkisi
bütün
insanlığa ulaşmıştır denilmektedir.
Mu Kraliyet Arması’ndaki şekillerin halen pekçok yaşayan kültürde, üstelik
aynı anlam bütünlüğünde kullanılması ilginçtir. İşte bu gördüğümüz
sembollerin kökeninde yatan gerçek anlamlar buralarda bulunmaktadır.
Bugün özellikle Japonya’nın bayrağındaki güneş şekli ve kendilerini
“Güneş İmparatoru” olarak anmalarının kökeninde bu nedenler yatmaktadır.
Büyük ve eski bir uygarlığın kültür kalıntılarıdır bunlar.
Şimdi de yine Mu’dan kalan “Mu Kozmik Diyagramı” nı inceleyelim. Bunu
önce bir bütün olarak gördükten sonra, parça parça anlamlarına değinelim.
Daha anlaşılması için parçaları renklendirerek anlatmaya çalışacağım.
Önce aşağı doğru inen mavi renk tonlarıyla verilen sekiz şerit ile başlayalım.
Bu sekiz şeritin herbiri ruhun tanrıya ulaşması için tırmanması gereken
aşamaları ifade eder. Ruh en alt kademeden, yani cansız varlıktan
mükemmele, yani kamil insana ulaşmak zorundadır. Bu bölümde ruhun
ölümsüzlüğü ve tekamülü için yeniden doğuşu anlatılmak istenmektedir.
Altı köşeli yıldızın çevresindeki çember, dünyadan başka alemlerin
de
bulunduğunu, bunun dışındaki 12 fisto ise, insanın uzak durması gereken
12 kötü eğilimi simgeler. İnsan ruhu, diğer alemlere geçmeden önce,
bu
dünyasal 12 kötü eğilimden kurtulmak zorundadır. Bu eğilimlerin neler
olduğunu tam detayı ile bilmemekle birlikte, sanırım her kutsal kitapta
yer
alan yalan söylemek, hırsızlık yapmak, cana kastetmek v.s. gibi şeyler
olduğunu tahmin ediyorum.
Çemberin içinde daha önce de bahsetmiş olduğumuz çok önemli bir
sembol olan altı köşeli yıldız vardır. Bunu Yahudi dinine mensup kişiler
kendilerine aitmiş gibi göstermekle birlikte sembolün kökeni kadim
uygarlıklara dayanır. Bu Adalet Yıldızı’dır ve iyilik ile kötülüğün
bir arada
bulunduğunun simgesidir. Üçgenlerden yukarı dönük olanı iyiye, yanı
tanrıya
ulaşmayı, aşağı bakanı ise yeniden doğuş yasası uyarınca geriye dönüşü
anlatır. Ayrıca yıldızın altı köşesi, insanın tanrıya ulaşması için
sahip olması
gereken faziletlerini gösterir. Yıldızın ortasındaki daire güneşin,
“Ra” nın, yani
tek tanrının kollektif simgesidir. Üçgen içindeki daire, tanrının gözünün
daima insanların üzerinde olduğunun simgesidir. Üçgen içindeki daire
yerine göz sembolünün de kullanıldığını söylemiştik. Bu sembol, Osiris
ile
Atlantis’e, buradan Hermes ile Mısır’a, Mısır’dan Pisagor ile Yunanistan’a
ve nihayet günümüze ulaşmıştır.
Görüldüğü gibi Mu’nun en önemli sembolü olan Mu Kozmik Diyagramı bize,
kamil insan olma, tanrıyla bir olma yolunu çizmekte. Bütün dinlerin
esasında
olan genel yaklaşımları ve tanrının tekliğini bir sembolde anlatılabilmektedir.
Bize Mu’dan kalan bir sembolünde, dört temel gücü simgeleyen haç
olduğunu görüyoruz. Yapılan kazılarda çok değişik haç sembollerine
rastlanmıştır. Bu haçlardan bazılarının uçlarının sağa, bazılarının
ise sola
kıvrık olduğunu görüyoruz.
Tarihte ‘Gamalı Haç’ olarak da bilinen Hitler’in uçları sağa kıvrık
haçı rastgele
seçilmiş bir sembol değildir. Zira uçları sola kıvrık haç mutluluğun,
iyiliğin
gücünü remzederken, uçları sağa kıvrık haç ise mutsuzluğu ve kötülüğü
remzetmektedir. Yazımın başında da değindiğim gibi bazı semboller
üzerinde küçük oynamalar ile anlamlarını değiştirebiliyoruz. Haç sembolü
daha sonra Hiristiyanlar tarafından kullanılmış fakat dört gücü anlatmak
yerine İsa’nın çarmaha gerildiği yeri anlatmak ve bunu hatırlayarak
kutsanmak için kullanılmıştır. Görüldüğü gibi bu sembol de asıl anlamının
dışında kullanılmakta veya bizler onu bu şekilde öğrenmekteyiz.
Bunun dışında birleşik semboller üzerinde oynamalar ile iyi veya kötü
amaçlı etkilemeler yapmanın mümkün olduğunu söylemiştik. Örneğin beş
köşeli yıldız -ki bizim de bayrağımızda bulunan çok değerli bir semboldür-
etrafına çizilen bir çember şeytana tapanların simgesi olarak kullanılır.
Aynı şekilde altı köşeli yıldızın içine konulan ters duran haç ve bunların
yine
bir çember içine alınmasıyla şeytana tapanların simgelerinden birini
elde
ederiz. Bu nedenle sembolleri doğru tanımlamak gerekir. Bunu yaparsak
iyi
ve kötüyü çok rahat ayırabiliriz.
Semboller hakkında söylenebilecek çok şey olmasına karşılık burada bizim
zaman ve mekan kısıtlamamız nedeniyle ancak çok temel bazı bilgileri
aktarmaya çalıştım. Sembollere ilgi duyanların bu bilgilerini arttırmalarını
tavsiye ederim. Çünkü hayatın içinde bazen öyle ilginç olaylar oluyor
ki,
bunların nedenini anlamak için sembolleri ve size iletilmek istenen
mesajları
anlamak gerekiyor. Sembol dilinden anlayanlar için yaşam farklı bir
boyut,
farklı bir tat kazanır. Çünkü herkesin göremediğini belki sadece siz
görebilir,
hayatın o an size vermek istediğini ve olayların arkasında yatan gerçeklerin
neler olduğunu bulabilirsiniz.
Daha anlamlı ve çok boyutlu bir yaşam için sizce de buna değmez mi?
Sevgi ışığınız aydınlığınız olsun.
|