Ana Sayfa
Antrak Gazetesi
Eski Sayılar
Antrak Ana Sayfası
Yorumlariniz ve Sorularınız için mail adresimiz. Editör Burçak Çubukçu'ya bu adresten ulaşabilirsiniz
 
 
İnternette İlk  
Türk Amatör Telsiz Gazetesi

EVRENSEL IŞIK - 6

SEMBOLİZM

Mutlu Payaslıoğlu (TA2GW)
Mutlu Payaslıoğlu
Mutlu Payaslıoğlu 
TA2GW 

e-mail : ta2gw@antrak.org.tr 
 

Tüm ışık dostlarına ve amatör arkadaşlarıma merhaba. 
Bu ayki yazımda, sizlerle sembolizm hakkında bildiklerimi paylaşacağım. 

Gazetemizi takip edenler bilirler, ben ilk yazımda farklı bir çizgide sizlerle 
beraber olacağımı söylemiştim. Konularımı felsefe, metafizik, tarih ve 
bilinmeyenler içinden seçiyorum. Üçüncü yazımda da sizlere ilk defa 
Ezoterizm’ hakkında bildiklerimi aktarmıştım ve bu yazımda Ezoterizm’in 
dilinin semboller olduğunu söylemiştim. Hatta yazının sonunda da ‘Osiris’in 
veya Ra’nın gözü’ olarak bilinen sembolün resmini vermiştim. Fakat 
sembolizm veya semboller hakkında detay bilgi aktarmamıştım. 
Şimdi sembollerin niçin önemli olduğunu ve aslında günlük yaşantımız 
içinde de ne kadar yer aldığını göstermeye çalışacağım. 

Sembolizma ve sembolizm, bir düşüncenin veya olayın sayılar ve şekillerle 
anlatılmasıdır. Bir açıdan kullandığımız harfler ve rakamlardan tutun, 
etrafımızda gördüğümüz geometrik şekillerde, doğanın yarattıklarında ve 
oluşlarda dahi sembolizmi görebiliriz. Fakat bizler genellikle bunları 
taşıdıkları anlamlardan çok, karşımızdakilere bildiklerimizi aktarmak için 
kullanırız. Oysa her harfin, rakamın, geometrik şeklin taşıdıkları anlamlar ve 
enerjiler vardır. Sembolizmin en önemli yanı, bir sembole yüklenen anlamın 
yıllarca değerini kaybetmeden korunabilmesidir. Fakat bunun bir kötü yanı 
da aynı sembole gerçek anlamından veya daha doğrusu esas kullanım 
amacından farklı anlamlar yüklenerek kullanılmasıdır. Bu nedenle semboller 
ile uğraşırken dikkatli olmak ve gerçeği araştırmak gerekebilir. Fakat 
sembollerin gerçek anlamları ne kadar saptırılmaya çalışılırsa çalışılsın 
mutlaka birileri tarafından hep doğru olarak bilinir ve korunur. Sembolizma, 
fleksibilitesi ve rölativitesi nedeniyle çağlara uygun dinamizmi sayesinde 
temel bilgi aktarım yöntemi olarak gelişmelere hemen adapte olarak hem 
demodeliğe meydan okur, hem de varlığını başarıyla korur. 

Sırların evrensel dili olan sembolizm; gizleyerek açıklar, açıklayarak gizler. 
İnsanlar binlerce yıldır, bir düşünceyi izah etmek için birçok yollar 
denemişlerdir. Bir düşüncenin anlamını, kademeli şekilde insanların 
anlayışlarına ve olgunluklarına göre birtakım kalıplar içine koyup 
sunmuşlardır. Özellikle ezoterik, gizli tutulması gereken birçok bilgi 
sembollerle anlatılmıştır. Yani doğrudan doğruya bir düşünce, bir bilgi izah 
edilmemiş, üstü adeta örtülerek bohçalandıktan sonra aktarılmıştır. 
Bir sembol anlatmak istediği fikri; kısa, en kesin ve en belirli şekilde ifade 
eden bir işarettir. Bir şeyi diğer bir şeye benzeterek ve onun içinde adeta 
kaybederek anlatma tarzıdır. Konuyu biraz açmaya çalışalım: Farz edin ki, 
karşınızda farklı seviyelerde kişiler var. Ve onlara bazı gerçekleri açıkça 
anlatma güçlüğü ile karşı karşıyasınız. Bazı insanlara bir meseleyi açıkça, 
bir kalıba sokmadan anlatabilirsiniz. Bazı kişilere ise bunu bir benzetme 
yoluyla anlatmanız lazım gelebilir. Çünkü o, henüz o meseleyle açık bir 
şekilde karşı karşıya gelebilecek durumda olmayabilir. İşte o anda, onun 
daha önce bildiği bir şeyden hareket etmeniz gerekecektir. 
Yani nasıl? Gibi bir soruyla karşılaştığınız anda, onu bir şeye benzeterek, 
mecazi bir tarzda izah etmek zorunda kalırsınız. Benzetme unsurunuz, 
bir tabiat olayı olabileceği gibi, herhangi bir nesne yada bir geometrik 
şekil de olabilir. İşte o anda bazı olayları sembolik hale getirmiş olursunuz. 

Semboller basit veya karmaşık şekillerden meydana gelebilir. Bunlar, sayı, 
harf, geometrik bir şekil, doğadaki bir canlı, eşya veya bunların 
birleşimlerinden oluşabilir. Hepsinin üzerinde bir düşünce gücü yüklüdür ve 
kesinlikle raslantısal özellikler taşımazlar. Semboller çeşitli seviyelerden 
anlaşılabilecek farklı anlayışları da bünyesinde barındırmaktadır. 
Bu, sembolizmin üstünde durulması ve bilinmesi gereken en önemli 
özelliklerinden biridir. Yani bir sembolün 1’nci, 2’nci, 3’ncü, 4’ncü 
kademelerdeki anlamını çözdüğünüzde, hemen arkasından 5’ncisinin, 
6’ncısının bunu izleyeceğini düşünmek lazımdır. Ezoterik çalışmalarda 
karşılaşılan sembollerin 7 ayrı dereceden anlamları bulunduğunu hesaba 
katmak gerekir. Bir sembolün gizlediği sırrı anladım dediğinizde, acaba bu 
kaçıncı derecedeki anlamıdır? Bunu tam olarak anlamasak bile, 
karşılaştığımız bir sembolün daha üstün bilgileri de gizleyebileceğini göz 
önünde bulundurmamızda yarar vardır. 

Evren, bir matematik ve geometri düzeni içinde hareket eder. Astronomi, 
fizik ve bilim dallarıyla ilgilenenler evrenin mükemmel bir ritmik düzen içinde 
hareket ettiğini, yaşadığını gayet iyi bilirler. Bu nedenle dinimizde Allah 
olarak adlandırdığımız yaratanın varlığını bu mükemmel düzen içinde görmek 
mümkündür. Çünkü O’nun varlığına inanmayan bilim adamları bile, en son 
teknolojiyi kullanarak elde ettikleri bulgularda, evrenleri yaratan yüce bir 
gücün varlığını hissetmeye başlamışlardır. Bu güce kimileri Allah, kimileri 
Evrensel Zeka, kimileri ise başka adlar verebilir. Ama bu mükemmel 
matematik ve geometrik düzeni kuran güce ne denirse densin varlığı inkar 
edilemez. Eski kültürlerde ve bazı ezoterik örgütlerde bu yaratıcı güce bu 
nedenle ‘Evrenin Ulu Mimarı veya Geometri Üstad-ı’ denilmektedir. Biz 
evrenleri yaratan ve mükemmel bir şekilde işleten enerjiyi tanımlamak için 
bazen sembolleri kullanırız. Hatta bunu belki de tahminlerimizden çok daha 
önce yapan bir takım kadim uygarlıkların varlığından da söz edebiliriz. 

Sembollere ilk anlamlar yükleyen uygarlıkların taş tabletlerden edindiğimiz 
bilgiler ışığında bundan yaklaşık 50.000 evvel varlıklarını sürdüren Mu ve 
devamı niteliğindeki Atlantis uygarlıkları olduğunu görüyoruz. Mu ve Atlantis 
sembollerinin bazılarını detay incelemeden önce temel bazı sayı ve şekiller 
hakkında bilgiler vermek istiyorum. 

Sayılar ve şekiller sembolizmin içinde kullanılır. Hepsinin üzerinde bir bilgi, 
yani güç yüklüdür. Bu güçleri sembollerin gerçek anlamlarını bilerek ortaya 
çıkarabilir ve kullanabiliriz. Bu güçler kullanmasını bilenler için o kadar 
yoğundur ki iyilik veya kötülük için yönlendirilerek etki mekanizmaları 
oluşturulabilir. Beyaz veya kara büyü ile uğraşanlar bunu son derece iyi 
bilirler. İşin ilginç yanı benzer sembollerin çok küçük farklılıklar ile kullanılarak 
iyiye veya kötüye yönlendirilmesi mümkündür. Az önce de bahsettiğim gibi 
aynı sembollere bile farklı anlamlar yüklemek mümkündür. Bunu birazdan 
örnekler ile anlatmaya çalışacağım. Fakat emeklemeden koşmak mümkün 
değil, önce işin alfabesini hatırlamaya çalışalım. Bunlar belki de sıkça 
duyduğumuz ve kullandığımız sayı ve semboller. Fakat üzerlerine yüklenen 
gerçek anlamlar sizleri şaşırtabilir. 
 
 

Sayı : 0 
Sembolü : 0 

Açıklaması : Sıfır yokluğun, hiçliğin sembolüdür. Ama aynı zamanda 
potansiyel varoluşun başlangıcıdır. Sıfır yutan sayıdır, etkisiz sayıdır ama 
aynı zamanda çok büyük bir gücü de kendinde barındırır. Dünya kültürlerinde 
9 sayısı ile birlikte gösterim şekli hemen hemen hiç değişmeyen iki 
rakamdan biridir. 
 

Sayı : 1 
Sembolü :  

Açıklaması : Monad olarak adlandırılır. Tekliği ifade eder, yani tek olan 
herşeyi. Bu nedenle tüm varlıkların bünyesinden çıktığı tanrıyı tanımlar. Mu 
sembollerini incelerken (.) noktanın veya bir daire içindeki noktanın tanrıyı 
temsil ettiğini göreceğiz. Bunu aynı zamanda doğada gördüğümüz ‘güneş’ 
ile özdeşleştirmektedirler. Çünkü sistemimizde güneş de tek ve enerji veren, 
yaşamın devamını sağlayan güçtür. Bir sayısı aynı zamanda tanrının 
yeryüzündeki yansıması olan insanı da temsil eder. Bu bir bakıma tanrı ile 
insanın birleşmesini, yani makro ve mikro kozmosun tekliğini ifade eder. 
Eski Mısır’da bu sembol Osiris ile temsil edilir. 

Sayı : 2 
Sembolü :  

Açıklaması : Diyad olarak adlandırılır. Evrendeki dualiteyi gösterir, yani 
birbirinin zıttı veya tamamlayan herşeyi. Bunlar erkek ve dişi enerjiyi, aktif ve 
pasifi, bölünmez öz ile bölünebilir cevheri, iyilik ve kötülüğü, tanrının hem 
erkek, hen dişil yönünün olduğunu ve insanların bu nedenle iki cins olarak 
yaratıldığı ifade eder. İki sembolü ile ayrıca güneş ve ay’ı, kükürt ve civayı da 
anlatır. Kükürt erkektir ve akıldır, civa dişidir ve ruhtur. Eski Mısır’da 
Osiris ve İsis ile temsil edilir. 

Sayı : 3 

Sembolü :  

Açıklaması : Triad olarak adlandırılır. Monad ile diyad’ın birleşmesinden 
oluşur. Yani erkek ile dişi enerjinin birleşiminden oluşan eser, çocuğu anlatır. 
Eski Mısır’da Osiris ve İsis’in çocukları olan Horus ile temsil edilir. Bunu 
akıldan çıkan, fikirle oluşan eser olarak da görebiliriz. Üç sayısı ve üçgen bu 
nedenle en çok kullanılan ve çok kutsal sayılan bir sembolizmadır. Yaratılışın 
temelinde birin üçe, üçün bire yansıması yatmaktadır. Birin sembolü olan 
nokta(Göz de aynı anlama gelmektedir) ve üçün sembolü olan üçgenin iç 
içe kullanıldığı birleşik sembolde de bu anlatılmaktadır. Üç sembolü ayrıca 
insanın oluşumundaki ateş, su ve toprak ile tanrının oluşumundaki ruh, can, 
bedeni anlatır. Ruh ateşten, can sudan ve beden topraktan üretilmiştir. 
Üçgen aynı zamanda evreni de temsil eder. 
 

Sayı : 4 

Sembolü :  

Açıklaması :Tetrad olarak adlandırılır. Kainatı kaostan düzene geçiren dört 
temel gücün ifadesidir. Bunlar Ateş, Su, Toprak ve Havadır. Bunlara 
mahşerin dört atlısı da denilir. Mu sembolizması içinde haç sembollerinin bu 
dört gücü ifade ettiğini göreceğiz. Bu nedenle kare yerine, Hristiyanlar için 
de kutsal sayılan haç veya + işareti de kullanılır. Dört sayısı genellikle dünya 
ve fiziksel gerçekle ilgili sayıdır ve düzeni tanımlar. Dünyanın ve fiziksel 
gerçeğin dört yönü, dört boyutu ve dört mevsimi vardır. Aristo bunu biraz 
daha ileri götürerek dört niteliği belirlemiştir. Bunlar kuru, ıslak, sıcak ve 
soğuktur. Her elementin iki niteliği bulunur. Toprak kuru ve soğuktur. 
Su ıslak ve soğuktur. Hava ıslak ve sıcaktır. Ateş sıcak ve kurudur. Bundan 
da görülebileceği gibi her element bir diğeriyle bir niteliğini paylaşmaktadır. 
Bu durumda bir elementin bir niteliğini değiştirerek diğerine dönüşmesi 
olasıdır. 
 

Sayı : 5 

Sembolü :  

Açıklaması : Pentad olarak adlandırılır. İnsanın ve üzerinde yaşadığı dünyanın 
sembolüdür. Diyad ile triad’ın toplamı olan pentad dünyasal sevginin ve 
evliliğin sembolüdür. Ateş, su, toprak ve havanın toplamından oluşan dünyayı 
temsil eder. Yine bu dört elementin birleşiminden oluşan insanı da temsil 
eder (5. Element) Burada küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Bu sezon 
oynayan filmler arasında 5. Element filmi de vardı. Filmi seyredenler 
hatırlarlar, final sahnesinde dört elementi(Bunlar renkleriyle belirlenmiş 
değişik kutucuklardı) beşinci element olan mükemmel insan ile 
birleştiriyorlardı ve çok güçlü bir silah oluşturarak düşmanlarını yeniyorlardı. 
Bu yıldıza Sirius yıldızı da denilir. 

Sayı : 6 

Sembolü :  

Açıklaması : İç içe geçmiş ve iki farklı yöne bakan üçgenler de yine çok eski 
bir semboldür. Bu yıldıza adalet yıldızı denilir. İsrail devletinin bayrağında da 
yer alan bu yıldız, kralları David’den çok daha önce bulunmuş bir semboldür. 
Yıldız evrenin altı yönünü gösterir; kuzey, güney, doğu, batı, aşağı ve yukarı. 
Yukarı bakan üçgen tanrıya ulaşmayı, aşağı bakan üçgen ise yeniden doğuş 
yasası gereği geriye dönüşü anlatır. Bu uçlardan herbiri bir fazileti temsil 
eder. 

Sayı : 7 

Sembolü :  

Açıklaması : Kutsal üçlü triad ile düzeni oluşturan tetrad’ın birleşmesinden 
oluşmuştur. Tekamül yasasının sembolüdür. Evrende pekçok şey yedi 
üzerine kurulmuştur. Sesin yedi ana notası, ışığın yedi ana rengi, insandaki 
yedi ana çakra gibi. Bu sembol Mu sembollerini incelerken kraliyet 
armasında da karşımıza çıkacaktır. 

Sayı : 8 

Sembolü :  

Açıklaması : Oktad olarak adlandırılır. İç içe geçmiş iki kareden oluşan, 
sekiz kenarlı bir yıldızdır. Özellikle Türk işleme sanatlarında çok 
karşılaştığımız bu sembol adaleti temsil eder. Bu sayı dördün iki katı veya 
üstün halidir. Fiziksel dünyanın dengelenmesini temsil eder. 
 

Sayı : 9 
Sembolü : 9 

Açıklaması : Dokuz tamamlama ve hikmeti temsil eder. Dokuz üçün 
karesidir ve son tam sayı olarak bir devrenin tamamlandığını haber verir. 
Dünya kültürlerinde 9 sayısı hemen hemen hep aynı şekilde gösterilmiştir. 
Bazen bunu spiral bir girdaba benzer şekilde de ifade edildiğini görüyoruz. 
Yani bir akış ve bitişin simgesi adeta. 
 
 

Sayı : 10 

Sembolü :  

Açıklaması : Tetraktis olarak adlandırılır. Dört bölümlü üçgenden oluşmuştur. 
İlk dört sayının toplamı olan on sayısı mükemmelliğin sembolüdür. Aynı 
zamanda kamil insanı, yani insanla tanrının bir olmasının sembolüdür. Sıfır ile 
bir sayısının yan yana gelmesiyle oluşan on sayısı hiçlikle, tekliğin ahengini 
ifade eder. Bu nedenle makro kozmosun da kutsal sayısıdır. 

Bazı kutsal sayıların ve şekillerin anlamlarını vermeye çalıştım. Bunun dışında 
da kutsal sayılan veya üzerine anlam yüklenmiş sayı ve şekiller 
bulunmaktadır, fakat bunların hepsini burada anlatmaya imkan yoktur. 
Özellikle sayılarla ilgilenenler için Tubitak yayınlarında çıkan Georges 
IFRAH’ın ‘Rakamların Evrensel Tarihi’ adlı diziyi okumalarını öneririm. 

Burada sizlerle bir yorumumu paylaşacağım. İlk 11 sayıyı genel olarak bir 
inceleyelim. Olaya biraz geniş perspektiften baktığımızda ve yukarıdaki 
anlamlarla yaklaştığımızda bu sayıların yaratılış sürecini ve tekamül yasasını 
anlattığını görüyoruz. Zaten her sayı kendinden evvel gelen sayının veya 
sayıların toplamı ile oluşmaktadır. O zaman matematik evrenin içindeki 
sırların aslında yaratılışın da sırrı olduğu gerçeği ile yüz yüze geliyoruz. 
Bunu isterseniz bir hikaye olarak anlatalım : 

“Başlangıçta büyük bir hiçlik vardı. Bu hiçliğin içinde ise büyük bir 
potansiyel güç saklıydı. “O” vardı, “O” sıfırdı. Kendini görmek istedi ve 
herşey o ilk noktadan, o ilk zerreden fışkırmaya başladı. Artık herşey birdi. 
Yaşamı yaratmak için kendini tekrarlaması gerekti. Bir başka Bir’le birleşti. 
Dual evren yaratıldı. Yaşamın içindeki zıtlıklar ikinin içine gizlendi. Artık evren 
yaratılabilirdi. İki karşıt gücün birleşmesi yeni bir oluşum yarattı, bu üçüncü 
oluşum evrendi. Bir’in üç’e yansıması bu şekilde oldu. Evren yaratıldı ve üç 
ile sabitlendi, üçgen oldu. Evren içinde yaratmak için dört temel güce ihtiyaç 
vardı. Su, hava, toprak ve ateş ile dörtgen oluşturuldu. Evren kaostan düzene 
dönmeye başladı. Mahşerin dört atlısı dünyaları oluşturdu. Bu dört elementi 
tamamlamak için, beşinci element insan, dört ile birin toplamı ile oluşturuldu. 
Dünya ve insan yaratılmış, adeta beş köşeli bir yıldız olmuştu.Yaratan, insana 
kendi özelliklerini emanet etti. Yukarı doğru tırmandığında O’na ulaşılacak, 
çalışmazsa tekamül yasası gereği tekrar bedenlenecekti. Böylece ruhların 
tekamül süreci başladı. İnsan ve tanrı iç içe geçmiş ayrılmaz iki üçgen 
olmuştu. Üç sayısının iki defa tekrarı ile altı oluşturuldu. İnsanın nasıl tekamül 
edeceği ise yedi ile belirlendi. Tüm ahenk bunun üzerine kuruldu. Kutsal 
üçgen ve düzeni oluşturan dörtgen ile yedi oluşturuldu. Tekamülü sınamak 
için adaletli bir değerlendirme yapılması gerekmekteydi. Fiziksel düzeni 
denetlemek için dört sayısının iki defa tekrarı ile sekiz oluşturuldu. 
Değerlendirmenin sonu bir sürecin bitişiydi. Bu tamamlanma ve hikmete 
ulaşmaydı. Spiral yolun sonunda varılmak istenen son nokta vardı. Sekiz 
köşeli Adalet Yıldızı, Bir ile birleşerek dokuz oluşturuldu. Son noktaya 
gelinmişti. Birlik, hiçlikle buluştu, 1 ve 0 yanyana geldi. Ruhlar çıktıkları ana 
kaynağa dönmeye başladı. İlk dört sayının, ilk dört anlatımın toplamı olan 
On ile mükemmel insan, kamil insan olundu.” 

Yukarıdaki yorumum bazılarınıza ters, hatta gülünç gelebilir. Fakat 
matematiğe dayalı mükemmel bir evren yaratan “Evrenin Ulu Mimari” 
eminim bize gerçeği görmemiz için eserinde küçük ip uçları bırakmıştır. 
Doğru bu olmayabilir ama yanlış olduğunu da birilerinin ispat etmesini 
isterim. 

Şimdi Mu ve Atlantis döneminden kalan bazı kutsal sembollerin 
incelemesini yapalım. Özellikle zamanımızda kullanılan bazı sembollerin 
aslında ne kadar eski kökene dayandığını ve anlamlarını ne kadar hatalı 
bildiğimizi görelim. 
Önce Mu Kraliyet Armasını inceleyelim. Bu armadaki şekillerin büyük bir 
bölümü, Hintliler, Maoriler, Nevada ve Meksika yerlileri, Guatamalılar ve 
Gobi çölünde yaşamış bazı topluluklar tarafından kullanılmıştır. Aşağıda 
Mu Kraliyet Arması görülmektedir. 

 

Bu armayı bölüm bölüm incelersek : 
A. En dışta yer alan bölüm, Mu alfabesindeki M şeklidir ve ayrıca bu kıtanın 
simgesel harfidir. M harfi ile başlayan önemli kişiliklerin (Musa, Mesih, 
Muhammed, Mevlana, Mehmet, Mustafa v.s) ve yer adlarının (Mu, Mekke, 
Mısır v.s) da kutsal veya seçilmiş olduğu inancı yaygındır. Harfin Mu dilindeki 
okunuşu da “Mu” olarak söylenir. Bu şekil aynı zamanda yedi rakamındaki 
şeklin benzeridir ve tekamül yasalarını hatırlatır. 

 

B.Armanın merkezindeki hiyeroglif şekil “U-lu-mil” olarak okunur, ki “ 
…..  İmparatorluğu” demektir. Bu şekil aynı zamanda dört sayısını ve 
dört gücü de ifade etmektedir. 

 

C. Hiyeroglif şekli çevreleyen daire, güneşi temsil eder. Bu hiyeroglif ile 
birlikte “Güneş İmparatorluğu” denebilir. En dıştaki şekil ile üçü bir 
arada “Mu güneş İmparatorluğu” anlamına gelir. 

 

D.Armanın içindeki sekiz köşeli yıldız, sekiz temel noktayı simgeler ve 
Mu’nun dünyanın her yanına hakim olduğunu gösterir. Çevresindeki daire 
ise, bir evren sembolüdür. Bu evren insanındır. Mu’nun ışınları, etkisi bütün 
insanlığa ulaşmıştır denilmektedir. 

 

Mu Kraliyet Arması’ndaki şekillerin halen pekçok yaşayan kültürde, üstelik 
aynı anlam bütünlüğünde kullanılması ilginçtir. İşte bu gördüğümüz 
sembollerin kökeninde yatan gerçek anlamlar buralarda bulunmaktadır. 
Bugün özellikle Japonya’nın bayrağındaki güneş şekli ve kendilerini 
“Güneş İmparatoru” olarak anmalarının kökeninde bu nedenler yatmaktadır. 
Büyük ve eski bir uygarlığın kültür kalıntılarıdır bunlar. 

Şimdi de yine Mu’dan kalan “Mu Kozmik Diyagramı” nı inceleyelim. Bunu 
önce bir bütün olarak gördükten sonra, parça parça anlamlarına değinelim. 
Daha anlaşılması için parçaları renklendirerek anlatmaya çalışacağım. 
 
 

 

Önce aşağı doğru inen mavi renk tonlarıyla verilen sekiz şerit ile başlayalım. 
Bu sekiz şeritin herbiri ruhun tanrıya ulaşması için tırmanması gereken 
aşamaları ifade eder. Ruh en alt kademeden, yani cansız varlıktan 
mükemmele, yani kamil insana ulaşmak zorundadır. Bu bölümde ruhun 
ölümsüzlüğü ve tekamülü için yeniden doğuşu anlatılmak istenmektedir. 
Altı köşeli yıldızın çevresindeki çember, dünyadan başka alemlerin de 
bulunduğunu, bunun dışındaki 12 fisto ise, insanın uzak durması gereken 
12 kötü eğilimi simgeler. İnsan ruhu, diğer alemlere geçmeden önce, bu 
dünyasal 12 kötü eğilimden kurtulmak zorundadır. Bu eğilimlerin neler 
olduğunu tam detayı ile bilmemekle birlikte, sanırım her kutsal kitapta yer 
alan yalan söylemek, hırsızlık yapmak, cana kastetmek v.s. gibi şeyler 
olduğunu tahmin ediyorum. 
Çemberin içinde daha önce de bahsetmiş olduğumuz çok önemli bir 
sembol olan altı köşeli yıldız vardır. Bunu Yahudi dinine mensup kişiler 
kendilerine aitmiş gibi göstermekle birlikte sembolün kökeni kadim 
uygarlıklara dayanır. Bu Adalet Yıldızı’dır ve iyilik ile kötülüğün bir arada 
bulunduğunun simgesidir. Üçgenlerden yukarı dönük olanı iyiye, yanı tanrıya 
ulaşmayı, aşağı bakanı ise yeniden doğuş yasası uyarınca geriye dönüşü 
anlatır. Ayrıca yıldızın altı köşesi, insanın tanrıya ulaşması için sahip olması 
gereken faziletlerini gösterir. Yıldızın ortasındaki daire güneşin, “Ra” nın, yani 
tek tanrının kollektif simgesidir. Üçgen içindeki daire, tanrının gözünün 
daima insanların üzerinde olduğunun simgesidir. Üçgen içindeki daire 
yerine göz sembolünün de kullanıldığını söylemiştik. Bu sembol, Osiris ile 
Atlantis’e, buradan Hermes ile Mısır’a, Mısır’dan Pisagor ile Yunanistan’a 
ve nihayet günümüze ulaşmıştır. 

 
 
 
 

Görüldüğü gibi Mu’nun en önemli sembolü olan Mu Kozmik Diyagramı bize, 
kamil insan olma, tanrıyla bir olma yolunu çizmekte. Bütün dinlerin esasında 
olan genel yaklaşımları ve tanrının tekliğini bir sembolde anlatılabilmektedir. 

Bize Mu’dan kalan bir sembolünde, dört temel gücü simgeleyen haç 
olduğunu görüyoruz. Yapılan kazılarda çok değişik haç sembollerine 
rastlanmıştır. Bu haçlardan bazılarının uçlarının sağa, bazılarının ise sola 
kıvrık olduğunu görüyoruz. 

 
 
Tarihte ‘Gamalı Haç’ olarak da bilinen Hitler’in uçları sağa kıvrık haçı rastgele 
seçilmiş bir sembol değildir. Zira uçları sola kıvrık haç mutluluğun, iyiliğin 
gücünü remzederken, uçları sağa kıvrık haç ise mutsuzluğu ve kötülüğü 
remzetmektedir. Yazımın başında da değindiğim gibi bazı semboller 
üzerinde küçük oynamalar ile anlamlarını değiştirebiliyoruz. Haç sembolü 
daha sonra Hiristiyanlar tarafından kullanılmış fakat dört gücü anlatmak 
yerine İsa’nın çarmaha gerildiği yeri anlatmak ve bunu hatırlayarak 
kutsanmak için kullanılmıştır. Görüldüğü gibi bu sembol de asıl anlamının 
dışında kullanılmakta veya bizler onu bu şekilde öğrenmekteyiz. 

Bunun dışında birleşik semboller üzerinde oynamalar ile iyi veya kötü 
amaçlı etkilemeler yapmanın mümkün olduğunu söylemiştik. Örneğin beş 
köşeli yıldız -ki bizim de bayrağımızda bulunan çok değerli bir semboldür- 
etrafına çizilen bir çember şeytana tapanların simgesi olarak kullanılır. 
Aynı şekilde altı köşeli yıldızın içine konulan ters duran haç ve bunların yine 
bir çember içine alınmasıyla şeytana tapanların simgelerinden birini elde 
ederiz. Bu nedenle sembolleri doğru tanımlamak gerekir. Bunu yaparsak iyi 
ve kötüyü çok rahat ayırabiliriz. 

Semboller hakkında söylenebilecek çok şey olmasına karşılık burada bizim 
zaman ve mekan kısıtlamamız nedeniyle ancak çok temel bazı bilgileri 
aktarmaya çalıştım. Sembollere ilgi duyanların bu bilgilerini arttırmalarını 
tavsiye ederim. Çünkü hayatın içinde bazen öyle ilginç olaylar oluyor ki, 
bunların nedenini anlamak için sembolleri ve size iletilmek istenen mesajları 
anlamak gerekiyor. Sembol dilinden anlayanlar için yaşam farklı bir boyut, 
farklı bir tat kazanır. Çünkü herkesin göremediğini belki sadece siz görebilir, 
hayatın o an size vermek istediğini ve olayların arkasında yatan gerçeklerin 
neler olduğunu bulabilirsiniz. 

Daha anlamlı ve çok boyutlu bir yaşam için sizce de buna değmez mi? 
 

Sevgi ışığınız aydınlığınız olsun.