Ana Sayfa
Antrak Gazetesi
Eski Sayılar
Antrak Ana Sayfası
Yorumlariniz ve Sorularınız için mail adresimiz.
 
 
İnternette İlk  
Türk Amatör Telsiz Gazetesi

EVRENSEL IŞIK-3

Mutlu Payaslıoğlu (TA2GW)
Mutlu Payaslıoğlu
Mutlu Payaslıoğlu 
TA2GW 

e-mail : ta2gw@antrak.org.tr
 

Ezoterizm
 
"Gönlünü, ne kadar büyük olursa olsun, 
O görünmez nesneyle doldur. 
Yüreğin mutluluktan dolup taşınca, 
Ona istediğin adı ver; 
Mutluluk, Sevgi, Gönül, Işık, Tanrı… 
İsim gürültüden başka birşey değildir. 
Göklerin ihtişamını bizden gizleyen bir sistir…" 
Goethe                 

Tüm amatör arkadaşlarıma ve ışık dostlarına merhaba. 
Bu ay size Evrensel Işık penceresinden "Ezoterizm" ışığını 
sızdırmaya çalışacağım. 

Öncelikle anlatılması çok uzun sürecek belki de yaşanarak öğrenilmesi 
gereken bu bilginin kelime anlamı üzerinde durmak istiyorum. Ezoterizmin 
Osmanlıca karşılığı Batinilik olup, Batın; içyüz-içteki anlamındadır. 
Bunun Türkçe karşılığı ise İçrek sözcüğüdür. Ezoterik bilgiler denildiği 
zaman, herkese açıklanmayan ancak belli eğitimlerden geçip o bilgileri 
almaya hak kazanmış kişilere verilen bilgiler kastedilmektedir. 
Ezoterik bilgilerin en önemli yönü yazılı olmaktan çok, bir yol gösterici(Mürşit)
tarafından öğrenciye(Mürit) belli bir sistem dahilinde aktarılmasıdır. 
Bu yönteme inisiyasyon veya tekris denilmekte olup Türk-Şaman 
geleneklerinde de "El Vermek" deyimiyle yer almaktadır. 

Ezoterizmin tersi olan sisteme ise Egzoterizm denilmek olup bunun 
Osmanlıca karşılığı "harici", Türkçe karşılığı "dışrak" dır. Egzoterik bilgiler 
herkesçe bilinebilen, sıradan başlangıç bilgileri olmaktadır. Ezoterik 
bilgilere ulaşabilmek için öğrenci eğitimine egzoterik bilgiler ile başlar. 
Zaman içersinde gösterdiği çabalar ile yükselerek daha derin olan ezoterik 
bilgileri almaya hak kazanır. Ezoterik öğretinin verildiği hiçbir okul veya 
sistemde harici bilgileri eksik olan adaylara ezoterik bilgiler aktarılmaz. 
Bunun nedeni, insanın mükemmele ulaşabilmesi için iç ve dış aleminin 
tam bir bütünlük içinde olması gerekliliğidir. 

Şimdi niçin ezoterizm sorusuna yanıt aramaya çalışalım. "Niçin" ve "nasıl" lar 
meraklı insan doğasının bir gereğidir. İnsanlar normal öğreti sistemi içinde 
aktarılan bilgiler ile bazı soruların yanıtlarını bulamadıkları zaman arayışa 
girmektedir. Bunun sonucu materyalist düşünce sisteminden sıyrılmakta, 
yanıtları kimi zaman "din" kimi zaman ise "pantesit" düşünce sisteminde 
aramaktadır. Felsefi anlamda "Panteizm", islami kültür içinde "tasavvuf" 
adını alan ezoterik sistemin amacı; varoluşun, ancak sevgi ile algılanabilecek
ve akılcılıkla ortaya konulacak sebeplerini savunmak ve tek hedefi insanın 
tekamül ederek "kamil insan" haline dönüşmesini sağlamaktır. 

Ezoterik sistem, varoluşu ve tanrıyı tanımlamaya çalışan din ile aslında 
çelişmemekle birlikte, yıllarca dini bir sömürü ve hükmetme sistemi olarak 
kullanmaya çalışan tutucu, radikal kesimin hedefi olmuştur. Dini sistemlerde 
koşulsuz bir inanma duygusu vardır. İnsanın yaşamının sadece dünyadaki 
bedensel yaşayışıyla sınırlı olmayıp bir ruhun varlığı kabul edilir. Bu ruhun, 
bedensel yaşayış sona erdiğinde ya başka bir bedende hayat bulacağı 
ya da ahiret denilen bir başka mekana giderek bir başka boyutta sonsuza 
dek yaşayacağı kabul edilir. Bu nedenle ikinci yaşamın saadet ve mutluluk 
içinde geçmesi için dünyadaki yaşamın acı ve ızdırapla geçirilecek bir 
imtihan dönemi olması gerektiği kabul edilmiştir. Meselenin bu şekilde 
ele alınması insanın hayatı boyunca ölümü düşünmesine, ahireti kazanmak 
ve hak etmek için dünya nimetlerini tepmesine sebebiyet verdiği gibi, 
insanlar arasında ayrılık tohumlarını da serpmiştir. Gerçekte tek Allaha 
inanan çeşitli dinlere mensup olanlar,  mabedlerini, kitaplarını, bayramlarını, 
tatillerini, kıyafetlerini farklılaştırdıkları gibi mezarlarını hatta ahireti bile 
ayırmış, "senin cennetin – benim cennetim" demek suretiyle tek Allahın o 
tek cennetini(veya cehennemini) bile parsellemeye çalışmıştır. 

Ezoterik düşünce sistemi ise, bunların üzerine çıkmayı, kutsal kitapları 
sözleriyle değil, özleriyle yorumlamayı, "iman" ın "akıl" a aykırı olamayacağını 
ve insanların akıllarıyla doğruluğunu kabul edemeyecekleri bir takım olay ve 
buyruklara inanmak zorunda bırakılamayacağını ifade eden bir akımı temsil 
eder. İşte bu nedenle dinin özünü değil, şeklini anlayabilenler tarafından 
sürekli red edilmiş, bu akıma taraftar olanlar dinden çıkmakla her zaman ve 
her yerde suçlanmıştır. 

Eğer cennet varsa, oraya gitmek için camiye, kiliseye, sinagoga devam 
edip dua etmek yeterli değildir. Bütün dinlerin tek Allahın kulları, yani kardeş 
olduklarını kabul eden ve bütün kutsal kitaplarda geçen evrensel doğrularla 
yaşayan yani dürüst, müşfik, merhametli ve cömert olan bir kimse bunları 
yapmasa bile oraya gidecektir. İşte bu düşünceleri içinde barındıran ezoterik 
düşünce, bugün dahi sürüp giden din kavgalarına yol açan düşüncelerin 
karşısındadır. 

Ezoterik düşünce sisteminin nasıl ortaya çıktığını ve din ile aslında 
çelişmeyen fakat onu kötü amaçlarla kullanmak isteyenlerin neden karşı 
çıktığını açıkladıktan sonra bu sistemin içinde başka hangi özelliklerin 
bulunduğuna değinmek istiyorum. 

Ezoterik düşüncenin temelinde tek tanrı düşüncesi vardır. Varolan herşey 
tanrıdan doğmuştur ve onunla özdeştir. Evren ve tanrı birdir. 

Tanrı sadece yaradan değil, varolandır ve evrendir. Önsüz ve sonsuz olan 
tanrı makrokozmos’da da, mikrokozmos’da da bulunur. 

Tanrısal ışığın bir parçası olan ruh, hiçbir zaman ölmez ve yegane amacı 
ayrıldığı ana kaynağa, yani tanrıya dönmektir. Bunun da tek yolu, evrensel 
bir yasa olan evrim, yani tekamüldür. 

Aslolan ruh ve ruhun tekamülüdür. Madde onun kullanıp attığı, bir üst düzeye 
geçme aracı ve zaman içersindeki varoluşun ifadesidir. 

Ruhun tekamülünü, yani çıktığı ana kaynağa dönmesini sağlayan evrensel 
yasa, yeniden doğuş yasasıdır. En alt düzeydeki varoluşun ifasesi olan 
cansız varlıklardan, en üst düzeydeki Kamil İnsana kadar ruhun ulaşmasını 
sağlayan yeniden doğuş zinciri ancak ruhun  mükemmele ulaşması ve 
tanrıya dönmesi ile kırılabilir. 

Tanrısal fışkırmanın bilinen en üst düzey ifadesi olan insan, iyi ve kötünün 
savaştığı alandır. Aslolan iyilik olduğu, evrenin tümü sevgi üzerine kurulu 
bulunduğu için, ancak iyi bir insanın ruhu, kamil insana dönüşebilir ve tanrı ile
bütünleşebilir. 

Tanrı, kendi bünyesindeki sonsuz varlıkların varoluş ve yaşayış deneyimleri 
ile kendi niteliklerinin bilincine daha çok varmakta ve daha yüksek bir bilince
ulaşmaktadır. Tanrının bir yansıması olan insan, dolayısıyla tanrının bir 
ifadesidir. Bu nedenle, insan tanrıdır veya "ben tanrıyım" demek ne denli 
doğru ise, tanrı insandır demek de o denli yanlıştır. 

Ezoterik öğretinin kullandığı dil "semboller dili" olagelmiş ve bu sembollerin, 
simgesel anlatımlarının imkanlarından yararlanılarak hemen her kavimde, her 
millette, binlerce sene korunarak, uygarlıktan uygarlığa aktarılması mümkün 
olmuştur. Sembollerin dili ile öğretisini inisiyelerine kuşaktan kuşağa aktaran
bu sistemin tarihsel gelişimini bir başka yazımda anlatmaya çalışacağım. 
Sembolik anlatımın en bilinen ve en güzel anlatımlarından biri olan "Tanrının 
her şeyi gören gözü veya Osirisin gözü" olarak adlandırılan bu sembolizma 
ile sizlere veda ediyorum. 

Sevgi ışığınız aydınlığınız olsun. 
 

Tanrının Her Şeyi Gören Gözü veya Osiris'in Gözü