Ana Sayfa
Antrak Gazetesi
Eski Sayılar
Antrak Ana Sayfası
Yorumlariniz ve Sorularınız için mail adresimiz.
 
 
İnternette İlk  
Türk Amatör Telsiz Gazetesi

EVRENSEL IŞIK-2

Mutlu Payaslıoğlu (TA2GW)
Mutlu Payaslıoğlu
Mutlu Payaslıoğlu 
TA2GW 

e-mail : ta2gw@antrak.org.tr   veya  mutlu@trnet.net.tr 
 

Düşünce Gücü 

Bir aylık bir aradan sonra tekrar ışık dostlarına 
ve amatör kardeşlerime selamlar. 

Bu ay evrensel düşüncenin temel noktalarını, yani ABC’sini anlatmaya 
çalışacaktım, fakat gelişen bir durum nedeniyle yazımın konusunu 
değiştirmek istedim. ANTRAK olarak neredeyse rutin haline getirdiğimiz 
‘Grup Sinema Günleri’ çerçevesinde geçtiğimiz hafta "Küre-Sphere
ismindeki filme gittik. Filme gitmeyenler ve merak edenler  detayları 
http://www.sinema.tr-net.net.tr/movies/sphere/index.html 
adresinden öğrenebilirler. Filmden çıktığımızda çok değişik yorumlar geldi, 
çünkü filmde anlatılmak istenen ancak son 10 dakika içinde ortaya çıkmakta, 
ya da çıkamamakta. Ben ise filmden çıktığımda son 10 dakika içinde 
verilmek istenen şeye kafamı takmıştım, yani "Düşünce Gücü" ne. 

Düşünmenin kolay bir şey olduğunu zannediyoruz, oysa bilinçli düşünme ve 
düşünceyi yönlendirme hiç de göründüğü gibi kolay değildir. 
Bu yazımda düşünce gücünü ve onu yönlendirmeyi aktarmak istiyorum. 

Düşüncenin işleyiş biçimini anlamak için bazı temel prensipleri 
bilmek gerekir. 

Etrafımızda gördüğümüz her şey bir enerjidir, yani fiziksel evren 
değişik titreşim frekanslarından oluşmuş bir enerjidir. Enerji farklı hızlarda 
titreşir, bu yüzden de inceden yoğuna farklı niteliklere ve çeşitlere sahiptir. 
Düşünce, nispeten ince, hafif ve bundan dolayı da çok hızlı ve kolayca 
değişebilen bir enerji şeklidir. Madde ise nispeten yoğun ve bu yüzden de 
ağır hareket eden ve ağır değişim gösteren bir enerji şeklidir.  
Madde de kendi içinde büyük çeşitlilik ve farklılık gösterir. 
Tüm enerji şekilleri birbirleriyle karşılıklı ilişkidedir ve birbirlerini 
etkileyebilirler. 

Enerji manyetiktir, belirli bir niteliğe ya da titreşime sahip enerji, 
kendisine benzer nitelik ve titreşime sahip enerjiyi çekme eğilimindedir. 
Düşünce ve duygular da manyetik enerjiye sahiptir; bunun sonucu olarak 
benzer yapıdaki enerjileri kendilerine çekerler. Günlük yaşantımızdaki 
arkadaş ve sevgi ilişkilerinde de bunu yaşarız ve olumlu sinyaller 
hissettiğimiz insanlarla ilişkilere gireriz. 

Etrafımızda gördüğümüz tüm fiziksel evren başlangıçta bir düşünceydi. 
Şekil, fikri takip eder. Bir şeyi yaratırken, önce onun bir düşünce 
şeklinde yaratırız. Düşünce gibi hafif, devingen ve hızlı değişen enerji, 
maddeye dönüştüğünde ağır, durağan bir forma dönüşür. Fikirlerimizi 
gerçekleştirmek için doğrudan fiziksel bir eylemde bulunmadığımız zaman 
bile aynı prensipler geçerlidir. Sadece bir düşünceyi ya da fikri alıp onu 
zihnimizde tutmak bile bir enerjidir ve bu enerji bu şekli kendine çekip onu 
maddi düzlemde yaratmaya girişecektir. Bir ressamın tablosunu çizmeden 
önce onu kafasında yaratması veya bir mühendisin bilgisayar programı 
yazmadan önce onu kafasında canlandırması gereklidir. Elimize aldığımız 
bir bardağın bile yıllar önce bir insanın kafasındaki düşünce olduğunu her 
zaman hatırlamak sanırım iyi olacaktır. 

Düşünceler, radyasyon gibi  bir merkezden çıkarak yayılır ve çekim gücüne 
sahiptir. Bu, evrene ne gönderirseniz size geri yansıyacağı prensibidir. 
"Ne ekerseniz, onu biçersiniz" özdeyişi de bu prensibi içerir. 
Hayatta en çok düşündüğümüz, en güçlü biçimde inandığımız, en derinden 
beklediğimiz ve/veya hayalimizde en canlı şekilde canlandırdığımız şeyleri 
kendimize çekeriz. Eğer temelde olumlu yaklaşımlara sahipsek, 
hayattan zevk, mutluluk ve doyum bekliyor ve bunların düşlerini kuruyorsak, 
bu olumlu beklentilerimize uyacak kişileri, durumları ve olayları yaratır ve 
kendimize çekeriz. Böylece kurduğumuz düşlere ne kadar pozitif enerji 
yüklersek, o düş yaşantımızda o kadar çabuk ve yoğun bir biçimde 
gerçekleşmeye başlar. 

Enerjinin değişim süreci sadece olumlu düşünce aracıyla olmaz, 
yaratıcı düşünce gücünü kullanmayı bilmek gereklidir. İnsan yaşamının 
düşünceler ile değiştiğine inanırsa bunu hayatının her anına yansıtarak 
kullanmaya çalışır. Korkularımızı, olumsuzluklarımızı, kıskançlıklarımızı kısaca 
insanlığımızın kötü yönlerini yenmeyi başarırsak düşleyebileceğimiz en güzel 
yaşantı bizleri bekleyecektir. Düşüncelerimiz nasıl ve ne şekilde daha iyi 
yönlendirebileceğimize dair pek çok kitap ve düşünce sistemi 
bulunmaktadır. 
Bunları okumak elbette bize bir şeyler katar ama düşüncemizi arıtmayı 
başarmak için en güçlü araç özümüzden gelen istek ve ışıktır. 

İnsanoğlu şu anda beyninin %12’sinden fazlasını kullanamıyor. 
Fakat gelen her yeni nesil ile beyin kapasitesinin daha fazlasını kullanma 
yetisine sahip oluyor. En ilginç ve sırrı çözülememiş organımız olan 
beynimizdeki arta kalan %88 beyin hücresinin ne işe yaradığını hiç merak 
ettiniz mi? Beyin kapasitemizi kullanmayı arttırıyoruz, peki aslında 
çok eskiden beyin kapasitemizi çok daha iyi kullandığımızı hiç 
düşündünüz mü? Belki o işe yaramadığını düşündüğümüz atalarımızdan 
kalan mirasımızın kilitleri bir gün açılacak ve eski yetilerimize kavuşacağız. 
Belki şu anda hayal ettiğimiz pek çok şey o zaman eyleme ve 
maddeye dönüşecek. Kapasitemizin artmasıyla birlikte enerji formları 
üzerinde daha etkili olduğumuzu ve yaratıcılık gücümüzün sınırsız olduğunu 
düşünün (Düşünün, düşünün ki olsun). 

Sizce insanoğlu bugünkü yaşantısıyla bunu hak ediyor mu? 
Düşüncelerini iyiye kullanmak yerine sapkınlıklara kullandığı sürece 
bence bunu hak etmiyor. Size bir küre veriyorlar ve 
Dile benden ne dilersen’ diye soruyorlar. Nelerin istendiğine bir bakın, 
sonra da kendimize de şu soruyu soralım ‘Biz ne isterdik'? 

Güç ve kuvvet iyi kişilerin elinde olduğu zaman iyiye kullanılır, 
düşünce de öyledir. Küre bize bunu hatırlattı, daha bu kuvvete sahip olacak 
kapasiteye ulaşmadığımızı ve önümüzde gitmemiz gereken çok yolumuz 
olduğunu hatırlattı. Biz, bize verilen en güzel küreye bile iyi davranmayı 
bilmiyoruz. Evrenin en güzel kürelerinden biri olan yerküremizi kendi 
ellerimizle öldürüyoruz. Düşüncelerimiz iyiye, güzele yönelemiyor ve 
bunun acısını her gün daha fazla hissederek yaşıyoruz. 
Filmin sonunda ‘Küre’ insanlığı terk ederek uzaklaşıyor, tıpkı üzerinde 
yaşamayı doğru dürüst başaramadığımız yerküremizin 
bizden uzaklaşması gibi. 

Düşünce gücünün neden ve ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştım. 
Aslında söylenecek çok söz var ama mutlaka birileri benden önce 
söylemiştir. 

Önümüzdeki ay buluşana kadar, 

Sevgi ışığınız aydınlığınız olsun

"Düşündüğümüz bildiğimizden çok daha az. Bildiğimiz sevdiğimizden  
çok daha az. Sevdiğimiz var olandan çok daha az. Böylece, gerçekte  
olduğumuzdan çok daha az kendimiziz."  

Evren sevgi düşüncesi ile yaratıldı, onu sevgi ile koruyacak  
olanlar da kendi kendisi olmayı başaran insanlardır.