Ana Sayfa
Antrak Gazetesi
Eski Sayılar
Antrak Ana Sayfası
Yorumlariniz ve Sorularınız için mail adresimiz. Editör Burçak Çubukçu'ya bu adresten ulaşabilirsiniz


İnternette İlk 
Türk Amatör Telsiz Gazetesi

EVRENSEL IŞIK - 13

DİJİTAL SİNİR SİSTEMİ

Mutlu Payaslıoğlu (TA2GW)
Mutlu Payaslıoğlu
Mutlu Payaslıoğlu
TA2GW

e-mail : ta2gw@antrak.org.tr
 
 

Sevgili Amatör arkadaşlarım ve Işık dostlarım, bu ayki yazı konumun 
başlığından da anlayacağınız gibi dünyanın en zengin ve en çok tanınan 
kişisi olan Bill Gates’in son kitabından bahsetmek istiyorum. 
Dünya ile aynı anda Türk okurlarına sunulan kitap, bu yazı yayınlandığı 
anda yaklaşık 1 haftalık geçmişe sahip olacak. Ben de bir Bilişimci 
olarak merakla kitabı okudum ve kendi görüş ve düşüncelerimi de 
katarak bu kitaptan bazı alıntılar yapmaya karar verdim. 
Bunlar için Bill Gates ile bir sorun yaşamayacağımı tahmin ediyorum, 
çünkü aşağı yukarı kitabının bir özetini de Internet’te 
http://www.speed-of-thought.com adresinden görebiliyorsunuz. 
Zaten bu yazıyı okuyanlara da kitabın aslını almalarını ve orada verilen 
yaşanmış hayat hikayelerinden faydalanmalarını öneririm.  
Fakat size küçük bir uyarı yapmayı Internet etiği çerçevesinde gerekli 
görüyorum. Bu yazı uzun bir yazıdır ve eğer yeteri kadar zamanınız ve 
sabrınız yoksa burada okumayı bırakabilirsiniz. Seçim size kalmış. 
Aslında iki bölüm halinde vermeyi planladığım bu yazı, bilgi bütünlüğünü 
bozmamak ve olayların sıcağı sıcağına aktarılması gerektiğini 
düşündüğüm için tekmil-i birden sunulmuştur.

Bundan kısa bir süre önce de yine Bill Gates(B.G) in ilk kitabı olan 
"The Road Ahead-1995" (Önümüzdeki Yol) okumuştum. B.G. yaptıkları 
veya şu ana kadar takındığı tavırlar nedeniyle pek çok kişinin antipatisini 
kazanmış bir kişiydi. Hatta biz Bilişimciler içinde de onu veya 
kurmuş olduğu dev şirket Microsoft'u sevmeyen birçok insan vardır. 
Fakat son zamanlarda gerek Microsoft, gerekse B.G. daha farklı bir 
tutum içine girdi. Yaklaşımlarındaki değişimler de olumlu etkiler 
yaratmaya başladı. Özellikle B.G. in çıkarmış olduğu 2 kitap ile 
kamuoyunun önündeki imajını büyük ölçüde değiştirdiğini söyleyebiliriz. 
Sanırım son kitabının yankıları da oldukça ses getirecek. Kitabın hitap 
ettiği kesimi soracak olursanız; bence bilgisayar sektörü ile doğrudan 
veya dolaylı ilgilenen veya ilgilenecek herkes diyerek çok geniş bir tanım 
yapabilirim. Kitap, Doğan Kitapçılık Yayınlarında "Dijital Sinir Sistemiyle 
Düşünce Hızında Çalışmak" adı altında 1. baskısı Mart-1999 tarihinde 
yayınlanmıştır. Orjinal adı Business@The Speed of Thought olan 
kitabın şu anki satış bedeli 4.250.000TL'dir.   

B.G. bu kitabı ile teknolojinin çok yakın bir zamanda insan ilişkilerini, 
ticareti, kültürel anlayışımızı, eğitimi nasıl değiştireceğini anlatıyor. 
Bu gelişimleri ve değişimleri aslında bizler de çok net bir şekilde 
son 3 senedir yaşıyoruz. Fakat çoğumuz bu gelişim içinde nerede 
ve ne şekilde yer alacağımız bilemediğimiz için yararlanacağımız 
teknolojiyi yanlış yönlendiriyor veya verimsiz kullanıyoruz. Tamamiyle 
eğitim ile ilgili bu sorunu ise sadece bizler gibi gelişmekte olan ülkeler 
değil tüm ülkeler yaşıyor. Özellikle Internet dalgası, adeta onunla sörf 
yapanları bile içine alıp devirecek kadar büyük ve hızlı geliyor. 
Dalganın büyüklüğü başta Microsoft olmak üzere dünya devi bilgisayar 
şirketlerini çok ciddi bir şekilde etkileyebiliyor. Bu şirketler ya sörf 
tahtasına atlayıp gerekli manevralarını yapacaklar, ya da dalganın 
altında kaybolup gideceklerdir. Teknolojik gelişimin tahmin edilebilmesi 
için özellikle 90'lı yılların başından bugünlere bakmak gerekiyor. 
Internet, ticari anlamda 1993 yılında etkinliğini göstermeye başlamasıyla 
birlikte yepyeni kavramlar ve yaşam tarzları ortaya çıkmaya başladı. 
1994 yılı Microsoft’un Internet konusunda atılıma başladığı yıldır. 
Dünya ile entegre olmaya başlayan ülkemiz ise treni bu sefer son 
vagonundan da olsa yakalamayı başardı ve 1996 yılında ticari anlamda 
Internet hizmetleri yaygınlaşmaya başladı. Internet Servis 
Sağlayıcılığındaki gelişmeler ve basının konuya ilgisi ile bu dalga 
hızla büyüdü. Ben 1996 yılında Internet ile tanıştıktıktan kısa bir süre 
sonra bunun insan kültürüne damgasını vuracak son yüzyılın devrimi 
olduğunu düşündüm. Aynı düşünceleri B.G. de son kitabında dile 
getirmiş; olayı sadece Internet olarak da almayıp, bilgisayar ve iletişim 
teknolojilerindeki gelişmeler ve hatta bu teknolojilerin kullanıldığı her türlü 
elektrikli cihazı da düşünmek gerektiğinden bahsetmiş. Ülkemizden 
çok basit bir örnek verecek olursak; bundan 4 sene evvel cep 
telefonları sadece çok zengin iş adamlarının kullanabildiği cihazlardı. 
Bugün ise bir özel ilkokula gittiğinizde sınıfın yarısında cep telefonu 
olduğunu şaşkınlıkla görürsünüz. Bu teknolojinin hem ne kadar hızlı 
ilerlediğinin hem de ne kadar ucuzladığının bir göstergesidir. 
Fakat cep telefonlarının bu kadar popüler olmasına karşılık PC ve 
Internet konusunda atmamız gereken adımları atmadığımızı da 
söylemeliyiz. Şimdi Evrensel Işığımızı B.G. in kitabına yansıtalım 
ve Dijital Sinir Sistemi üzerinde, Düşünce Hızıyla bir sörf yapalım.

Önce Dijital Sinir Sistemi(DSS) kavramına açıklık getirelim. "DSS, 
insan sinir siteminin şirket seviyesindeki dijital karşılığıdır ve kuruluşun 
doğru yerlerine doğru zamanda iyi yapılanmış bilgi akışını sağlar. 
DSS, bir şirketin çevresini algılayabilmesi ve gerekli tepkileri 
gösterebilmesin, rakiplerin yol açtığı tehlikeleri ve müşterilerin 
ihtiyaçlarının belirlenmesini, gerekli kararların gerektiği zaman 
alınabilmesini sağlayan dijital proseslerden(süreçlerden) oluşur. 
Herhangi bir şirket üç temel unsurunu; müşteri/iş ortaklığı ilişkilerini, 
çalışanlarını ve proseslerini DSS ile değiştirebilir."(B.G)

Bir diğer kavramda "Web tarzı çalışma" veya "Web tarzı yaşam" dır. 
Bugün sadece Internet’e bağlı PC'miz üzerinden ulaşabildiğimiz 
Web bilgilerine gelecekte taşınabilir dijital araçlar üzerinden her 
zaman ulaşabileceğiz. Dijital formatta çalışan metin, sayı, ses, 
fotoğraf, video cihazları piyasaya çıkacak ve biz dünya ile sürekli 
iletişim halinde olacağız. Eski teknolojinin yerini alacak bu gelişmeler 
ile işlerimizi çok hızlandıracağız ve bu bize yeni bir yaşam tarzı getirecek. 
İşte bu tarza "Web tarzı yaşam" denecek. Bu yaşam, ticaretin bütün 
ayrıntılarını değiştireceği için bilgi ve işletme yönetimlerini de 
değiştirmek durumunda olacaktır. B.G. dijital bilgi akışının şirketin 
ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini söylüyor ve 12 öneride bulunuyor:

Bilgi işleri için:
1-Gelişmelere derhal tepki verebilmek için şirket içi bütün bilgilerin 
e-posta üzerinden verilmesinde ısrar edin.
2-Trendler belirlemede ve bulgularınızı başkalarıyla paylaşmada, 
satış verilerini on-line değerlendirin.
3-PC'leri işinizin analizi için kullanın; bilgi işçilerinizi ürünler, hizmetler 
ve kârlılık konularında daha yüksek seviyede düşünce üretmeye yönlendirin.
4-Dünya üzerinde nerede bulunursa bulunsunlar, bilgiyi paylaşabilecek 
ve gerçek zamanda birbirlerinin düşüncelerini geliştirebilecek sanal 
ekipler oluşturmada dijital araçlar kullanın. Şirket geçmişiyle ilgili 
bilgilerin kullanıma sunulabilmesi için dijital sistemlerden yararlanın.
5-Her türlü kağıtlı prosesi dijital proseslere dönüştürün, şirket içi 
darboğazları giderin, daha değerli görevler yapmaları için bilgi 
işçilerinize ek zaman sağlayın.

Şirket faaliyetleri için:
6-Tekrarlanan küçük görevleri, bilgi işçisinin becerilerinden 
yararlanabileceğiniz katma değerli işlere dönüştürmek üzere 
dijital araçlar kullanın.
7-Dijital bir bilgi devresi oluşturun, üretim proseslerinizin verimini, 
üretilen mal ve hizmetlerin kalitesini arttırın. Bütün temel ölçüler her 
çalışanın erişiminde olmalıdır.
8-Müşteri şikayetlerini, bir ürünü ya da hizmeti iyileştirebilecek kişilere 
hemen ulaştırabilmek için dijital sistemlerden yararlanın.
9-İşinizin yapısını ve işinizin çevresindeki sınırları yeniden belirlemede 
dijital iletişimden yararlanın. Müşteri isteklerine bağlı olarak ya daha 
büyük ve mesafeli ya da daha küçük ve içli dışlı olun.

Ticaret için:
10-Bilgi alın zaman kazanın. Üretim zamanınızı kısaltmak için size mal 
ve hizmet sağlayanlarla dijital işlemler gerçekleştirin, her iş prosesini 
"tam zamanında teslimat" a uyarlayın.
11-Müşteri ilişkilerinde aracıları kaldırabilmek için satışlarınızı ve 
hizmetlerinizi dijital ortamda gerçekleştirin. Eğer aracı sizseniz, 
yaptıklarınıza değer katmak için dijital araçlar kullanınız.
12-Müşteri sorunlarının çözümü için, dijital araçlardan yararlanın; 
kişisel ilişkiyi daha önemli, daha karmaşık müşteri ihtiyaçlarına 
cevap vermek için kullanın.

"Gelecek on yılın başarılı firmaları, çalışma şekillerini yeniden 
biçimlendirmek için dijital araçlardan yararlananlar olacak. Bu şirketler 
hızla karar alacaklar, etkili çalışacaklar ve müşterileriyle doğrudan ilişki 
kuracaklar. Dijitalleşme sizi, eski çalışma yöntemlerini yerle bir edecek 
bir şok dalgasının tepesine oturtacak."(B.G) 

İşte kitabın özeti yukarıdaki 12 madde ve son paragrafta verilmekte. 
Bundan sonrası ise bu maddelerin açıklandığı bölümler şeklindedir. 
Eğer sıkılmadıysanız sörf yapmaya devam edebiliriz.

Burada B.G. bilgi akışının bir şirketin can damarı olduğundan 
bahsediyor. Fakat bilgi akışının ne şekilde tanımlandığı burada önem 
kazanıyor. Düşünme ve işbirliği bilgisayar teknolojisi ile desteklendiğinde 
ortaya DSS çıkıyor. DSS, bilgi işçilerinin daha iyi kararlar almasını 
kolaylaştıracak gelişmiş dijital proseslerden oluşmaktadır. 
Geleneksel iş yaşamında sadece üst düzey yöneticilerin sahip olması 
gerektiği düşünülen bilgilerin artık orta düzey yöneticilere ve hatta daha 
alt düzeyde olup fikir geliştirebilecek personele de açılması 
gerekmektedir. Günümüzün bilgisayar ağları bilgiye kolay ve masrafsız 
bu erişimi sağlayabilecek yapıdadır. Artık en küçük bir ayrıntı bile 
stratejik karar alacak mekanizma içinde bulunan personel için değerlidir. 

"DSS, iş anlayışında iki önemli amaca hizmet eder: makinelerin fiziksel 
becerileri geliştirmesi gibi, DSS de kişilerin analiz yeteneklerini 
geliştirir ve kişilerin yeteneklerini bir araya getirerek kurumsal bir zeka 
ve toplu hareket becerisi oluşturur. Bütün bunları yerli yerine oturtursak: 
DSS bireysel kusursuzluğu müşteri yararına kurumsal kusursuzluğa 
dönüştürmeyi amaçlar. Bilgilerin şirketinizin içinde insan düşünceleri 
kadar hızlı ve kolay dolaşmaya başladığını gördüğünüz, teknolojiyi 
kullanarak bir grup insanı bir konu üzerinde tek bir insan kadar çabuk 
çalıştırabildiğinizi anladığınız gün, kusursuz bir DSS oluşturduğunuzdan 
emin olabilirsiniz. İşte bu, düşünce hızında iş yapmaktır."(B.G)
   
Bilginin iletilmesinde ise artık kağıdın yerini tamamen dijital bilgilerin 
alması gerekliliğinden bahsediliyor. Hatta bu konuda üst düzey 
yöneticilerin ısrarlı davranmasının alt düzeydeki personeli de 
etkileyeceği ve kısa sürede eski davranış tarzlarının terk edileceği 
vurgulanıyor. Burada verilen örnekler içinde en çarpıcı olanı ise bir 
yönetim kurulu başkanının üst düzey yöneticisi ile arasında geçen 
diyalog. Başkan yöneticiye "Mesajımı aldın mı?" diye sorar. 
Yönetici almadığını söyler. Başkan üsteleyerek "Sana e-posta 
gönderdim". Yöneticinin cevabı ise kesin "Ben bilgisayar kullanmıyorum". 
Başkanın sözü ise daha kesin "Öyleyse benden bir daha hiç haber 
alamayacaksın çünkü üst yöneticilere yazılı mesaj göndermem 
gerektiğinde sadece e-posta kullanacağım". Ertesi gün yöneticinin 
masasında ağa bağlı bir PC vardı. Bu çerçeveden baktığımızda olayın 
tam tersinin de olabileceğini düşünmek gerekir. Fakat burada bir 
yöneticinin başkana aynı yaptırımı yapma gücü ne yazık ki yoktur. 
Bırakın bir üst düzeye bilgi akışının dijital olması gerekliliğini, birim 
yöneticileri arasında olması gereken dijital akışın bile bazı eskiye 
bağımlı yöneticiler tarafından engellendiği durumlar oluşabilmektedir. 
Bir iş yerinde süreç içinde bulunan birimlerin bir bölümünün kağıt, 
bir bölümünün dijital bilgi akışını kullanıyor olması sistemi tamamiyle 
bozabilecek ve gereksiz maliyetlere yol açabilecek bir durumdur. 
Bu nedenle dijital bilgi akışının süreç içine giren tüm birimler tarafından 
kullanılması ve özellikle de en başta bulunan yönetici tarafından da 
kullanılıyor olması gerekmektedir.

Ticarete baktığımızda Internet’in her şeyi değiştirmeye başladığını 
görüyoruz. Internet’i daha yoğun biçimde kullanan tüketici sayısı gün 
geçtikçe artıyor. "Dijital çağda ayakta kalmak istiyorsanız, Internet'i 
yeterince tanımalı ve Web tarzı yaşamın -değişimin gerçekleşmesi yıllar 
alsa da- işinize sağlayacağı  katkıyı görmelisiniz. Hem kendinizin, 
hem de en üst düzey yöneticilerinizin yeni teknolojileri yakından tanıması 
için zaman ayırmalı, doğru politikaları işinize uygulayabilmek için gerekli 
bilgiyi edinmelisiniz."(B.G) Internet’ten etkilenmeyecek ya da Internet 
kullanımının henüz başlamadığı bir iş katagorisi düşünmek güç. 
On yıl içinde ilişkide olduğunuz şirketlerin çok büyük bir bölümü Internet 
kullanımına geçmiş olacaktır. Geçmeyenlerin de ticaret yaşamında olup 
olmayacakları ise tartışma konusu olabilir. 

ABD Ticaret Bakanı William Daley  "Teknoloji ekonomiyi yeniden 
biçimlendiriyor, şirketleri ve tüketicileri değiştiriyor. Artık daha fazla 
e-ticaretten, e-postadan, işlemden ya da e-dosyalardan söz etmek 
durumundayız. Bütün bunlar ekonomik fırsatın "e" sidir."  Bu söz pek 
çok şeyi açıklamaktadır; geleceğin ekonomisinin temeli elektronik 
olacaktır. Adam Smith'in ideal piyasa fikri bugün Internet ortamında 
doğrudan karşı karşıya gelen üretici ve tüketici ile gerçekleşmek 
üzeredir. B.G. bunun için "sürtünmesiz kapitalizm" terimini kullanmaktadır. 
Internet üzerinde oluşabilecek bu anlayış çok ilginç kavramları da 
beraberinde getirmektedir. Örneğin Internet üzerinden bir şey almak 
istediğinizde size almak istediğiniz ürünün fiyat karşılaştırmalarını 
yapacak yazılımlar üretilmeye başlamıştır. Bu bir nevi pazarlığın elektronik 
olanıdır ve alıcı-satıcı ilişkisini tersine çevirmektedir. Bu yazılımlar 
karşılaştırmalı alışverişleri daha da kolaylaştıracak ve pazarlığı zahmetsiz 
hale getirecektir. Bunun bizim ülkemizde kurban satışlarına kadar 
yansıyıp yansımayacağını bilemiyorum, ama günün birinde kurban 
pazarlığını Internet ortamında yapmaya kalkarsak ne vahim sonuçlarla 
karşılaşabileceğimizi eminim B.G. bile tahmin edemez. Sürtünmesiz 
kapitalizm haberine en çok üzülenler ise -işine çok yaramasa bile 
pazarlık sayesinde fiyatının altında alış-veriş yapma zevkini tatmin 
eden- bayanlardır sanırım. Sürtünmesiz kapitalizmin ben bizim 
ülke insanlarının geleneksel alış-veriş kültürüne çok uymadığını 
görüyorum. Ama uysa da uymasa da günün birinde -geleneksel 
alış-veriş kültürümüzü terk ederek-  bu çarkın içine girmemiz 
gerekiyor. Bu yeni trend aracıları yok edeceğinden onları katma 
değer üreten bir yapılanmaya yöneltecektir. Aracıların sattıkları 
ürünlere yeni bir değer katamaması durumunda ise bu çarkın 
dışına itileceği görülmektedir.

Elektronik ticaret geliştikçe müşterileriyle ilişkilerini sağlamlaştırmak 
için Internet’in yaratıcılığından yararlananlar sadece aracılar 
olmayacaktır. Daha önce müşterilerine ulaşamayan iş sahipleri 
sadece Internet'e özgü hizmetler ile müşterilerine ulaşacaktır. Önemli 
olan müşterilerin bu elektronik ilişkiden memnun ayrılmaları ve 
arkadaşlarına önermeleridir. Ondan sonrasını Internet’in sihirli dünyasına 
özgü yayılma hızı halledecektir. E-ticaret önem kazandıkça Internet 
sitelerinin başlıca rakipleri gerçek mağazalar değil, Internet üzerindeki 
diğer mağazalar olacaktır. Internet üzerinde Web sitesi yaratmak, 
sanal mağaza açmak şirket yöneticilerinin desteklemesi gereken 
yatırımlardır. Bu sitede satıştan, desteğe her türlü hizmeti çok ucuz 
maliyetler ile gerçekleştirmek mümkündür. Bu sayede satış ve teknik 
ekibin üzerindeki rutin tekrarlardan oluşan yükü kaldırmak ve bu 
personelin daha yaratıcı faaliyetlerde kullanılması mümkün olacaktır. 
Internet üzerinde bir mağaza açmak işin şekline göre değişmekle 
birlikte en az 1/20 gibi dramatik oranda giderden tasarruf 
sağlamaktadır. Bunu açıklayan en güzel tecrübe şöyle demekte: 
"Formül oldukça basit. Daha fazla bilgi daha az stok, daha az bilgi 
daha fazla stok anlamına geliyor. Artık aktiflerimizi bilgiyle 
değiştirmeye başladık." 

Burada hemen ülkemizde son günlerde yaşanan bir olaydan bahsetmek 
istiyorum. E-ticaret veya web sitesi oluşturma düşüncesi asla yerel 
düşünce ve davranış tarzıyla yapılmamalıdır. Çünkü siz Internet ortamına 
çıktığınız anda herşeyin olduğu gibi ticaretin sınırlarını da uluslararası 
boyuta taşıyorsunuz. Bu nedenle çıktığınız dünyanın istediği standartları 
yakalamanız ve oyunu bu dünyanın kuralları ile oynamanız beklenmektedir. 
Geçen günlerde belki gurur duymamızı sağlayacak bir haber geçildi. 
Bir Türk jean markası ABD de çok büyük bir başarı elde ederek 
inanılmaz satış rakamlarına ulaşmış. Hatta siparişlerin 
yetiştirilememesinden korkuluyormuş. Yıllarca yabancı jean 
pantolonlar peşinde koşan bizler için doğal olarak sevindirici 
bir haber olması gerekiyor, fakat bir de işin e-ticaret boyutuna 
bakalım. Bu firma bir Web sitesi açmış ve e-posta adresi vermiş. 
Bu adrese özellikle ABD den bir sürü mesaj bırakılmış. Fakat web 
sitesi sadece Türkçe, sipariş imkanı yok, bayilerin adresleri yok, 
tanıtım yetersiz. Gelen mesajlarda da belirtilen tüm bu olumsuzlukların, 
kendini dünya pazarına sokmaya çalışan firmamız tarafından en kısa 
süre içinde düzeltileceğini umuyorum. Yoksa bu firma gerçek dünyada 
kazandığı başarıyı sanal dünyada yakalayamadığı için pazar kaybına 
uğrayacaktır. Bu şunu göstermektedir; dünya pazarında yer almanın 
yolu artık elektronik ortamda bulunmaktan ve oyunun kurallarıyla 
hareket etmekten geçiyor.

Şimdi bu koşulların oluşma olasılığını yani Web tarzı yaşam felsefesini 
inceleyelim. Web tarzı yaşam, PC fiyatları düşüp, Internet üzerinde 
bağlantıya geçen hane sayısı arttığında gelişecektir. Teknolojideki 
gelişmeler PC fiyatlarını aşağı çekip alınabilir sınırlara getirirken 
yüksek hızlı Internet bağlantıları artık evimize gelebilecektir. 
DSL (Digital Subscriber Line) olarak adlandırılan ve normal telefon 
hatları üzerinden geleneksel analog sinyaller yerine dijital sinyaller 
kullanan teknoloji bize büyük bant genişliği sağlamaktadır. Bu teknoloji 
çok yakın bir zamanda Türk Telekom fiyat tarifesini oluşturması ile 
bizlerin de kullanımına sunulacaktır. Bunun yanında kablo TV alt yapısında 
yapılacak değişimler ile Internet ve dijital TV yayınlarına ulaşmamız 
mümkün olacaktır. Bu konuda da TT ve yüklenici firmalar gerekli 
hazırlıklara devam etmektedir. Kablo TV üzerinden kablo modemi 
kullanarak çok yüksek hızlarda Internet'e bağlanmak en geç bu yıl 
sonunda gerçekleşebilecektir. Bir diğer proje de dünya çevresine 
yerleştirilecek olan alçak irtifa uyduları ile gökyüzünde adeta bir 
Internet oluşturma düşüncesidir. Şu anda cep telefonları için denenen 
benzer bir proje biraz pahalı olmakla beraber başarı ile çalıştırılmaktadır. 
Çok yakın bir gelecekte düşük maliyetli bu alçak irtifa uyduları ile telefon, 
Internet, TV kısaca her türlü dijital iletişimi sağlayacak alt yapıya 
ulaşacağız. 

Bir diğer ilginç gelişme haberi İngiltere’den geldi. Bir mühendis evde 
kullanılan elektrik akımıyla yüksek hızda ses ve veri sinyalleri gönderen 
bir yöntem geliştirdi. Böylelikle Internet'in birgün mevcut elektrik 
altyapısının olduğu her yerde kullanılabilmesi umudu doğdu. 
Tüm bu gelişmeler yakın geleceğimizde kaçınılmaz şekilde Web tarzı 
yaşama geçeceğimizin bir göstergesi. TV ve PC’ler arasındaki fark 
artık gün geçtikçe azalmaya başlamıştır. TV ler güçlü işlemcilere sahip 
ve Web özelliklerini kullanabilecek yapıda üretilmeye başlandı. PC’ler 
de ek donanımlarla TV’ye dönüştürülebilmektedir. Gelişen teknoloji ile 
şu anda pahalı olan likid kristal ekranlar ise geleceğin ekranları olacaktır. 
Bunlar çok daha az güç harcayan, yüksek çözünürlük özelliğine sahip, 
az yer kaplayan(hatta katlanıp taşınabilir), geniş görüntü verebilen 
ekranlar olacaktır. Bu görselliği arttıracak ve evlerimizde 
kullanabileceğimiz vaz geçilmez iletişim araçları içinde olacaktır. 
Yüksek hızlar bize ses ve görüntü iletiminde yeni olanaklar sunacak, 
insanlar evlerinden video konferans yapabilecektir. Video konferans 
özelliği de bundan 3 yıl önce ancak çok az şirketin yararlanabildiği 
pahalı bir hizmetti. Gelişimi aynı cep telefonlarındakine benzeyecektir. 
Belki bütün bunların insanlar arasındaki sosyal ilişkileri etkileyebileceğini 
düşünülebilir. Fakat aynı olay telefon için de geçerlidir. E-posta ve 
diğer dijital iletişim araçları telefon gibi, değişik topluluklarda yaşayan 
ya da hareket eden kişiler arasındaki ilişkileri arttıracak ve bizlere iletişim 
kurmak için yeni bir yol sunacaktır. "Bağlanabilirlik size daha fazla 
bağımsızlık tanıyacak; bağımsızlık ise sizi çok daha fazla bağlantı 
kurmaya teşvik edecektir." (S. Davis ve C. Meyer)

Web tarzı yaşam bize yeni iş yaşamları ve iş olanakları sunmaktadır. 
Bu yaşam tarzında bağımsız çalışan bilgi işçileri veya Internet üzerinde 
kendi işini kurmuş ticaret yapan kişiler olacaktır. Bağımsız bilgi işçileri 
bir şirkete uzaktan iş üreten bir grubun içine girip çalışabilecektir. 
Hatta aynı anda birden fazla işveren ile çalışması da mümkün olacaktır. 
Bu ortam, kendilerine belli konularda uzmanlaşan kişilerle iş ortaklıkları 
kurma veya Internet üzerinde kendine yeni iş olanakları yaratma için de 
kullanılacaktır. "Home at work" dediğimiz evden çalışma bilgi işçilerine 
çalışma saatlerinde özgürlük getirirken, yaratıcılığını da en etkin şekilde 
kullanabilmesine olanak sağlayacaktır. Kendine ve yaratıcılığına güvenen 
ve iş stresinden uzak kalmak isteyen insanlar için bu yaşam tarzı 
inanılmaz olanaklar sunacaktır. Yatağı ile işi arasındaki mesafesi 
kısalan mutlu insanlar grubunda olmak herhalde hepimizin isteyeceği 
bir durumdur.

Internet üzerinde yaratıcı olmak kadar hızlı davranmak da çok önemlidir. 
Yollarımızda hız yapmak "Trafik Canavarı"  dediğimiz sanal bir 
canavarının kurbanları arasına girmemize neden olurken, sanal dünyayı 
yaratan Internet üzerinde hız yapmamak sizin kurban olmanıza neden 
olur. Internet üzerinde orjinal ve ilginç fikirler kendilerine yer bulur. 
Bu fikirler hızla gerçekleştirildiğinde çok büyük kazançlar sağlamak 
mümkündür. Sanal dünyada ilk olmak rakiplerinize çok büyük bir 
üstünlük sağlayacaktır. Fakat hız sorunu genellikle teknik değil, 
kültüreldir. Şirketin geleceğini etkileyecek projeler konusunda 
herkesin ikna edilememesi nedeniyle işin hayata geçirilmesi 
ertelenebilir. Oysa ki zaman günümüzde en önemli değerdir. 
Herşeyi para ile satın alabilmemize rağmen zamanı satın alamayız. 
Üstelik bu zaman kaybında fikrinizin bir başkası tarafından çalınması 
veya aynısının yapılması olasılığı da vardır.

Fikrimizin kopyalanması kötü bir gelişmedir, fakat işe başladıktan 
sonra işin başındaki yöneticileri iyi haberler değil kötü haberler 
ilgilendirir, ya da en azından öyle olması gereklidir. Çünkü DSS yeteri 
kadar iyi çalışmıyorsa piyasada rakiplerinizin gelişmelerinden 
haberdar olmanız mümkün değildir. "Kötü haberle hemen ilgilenmek, 
kötü haberi yok saymak yerine arayıp bulmak iyi bir yöneticide bulunması 
gereken temel niteliklerden biridir. Etkin bir yönetici, nelerin iyi gittiğini 
duymadan önce nelerin kötü gittiğini bilmek ister. Kötü haber size 
zamanında ulaşmadığında gereken tepkiyi gösterme şansınız azalır."(B.G) 
Bunun için kullanılacak yöntemlerin başında e-posta gelmektedir. 
Bir toplantı öncesinde bu toplantıya katılacak olan kişilerin daha önce 
elektronik ortamda konuyu tartışmış ve konudan haberdar olacak 
şekilde gelmesi beklenmektedir. Çünkü toplantılarda zaman kısıtlıdır 
ve gereksiz ayrıntılara girmek yerine verimli bir şekilde zamanı 
değerlendirmek gerekmektedir. E-posta ile kötü bir haberin çok 
hızlı değerlendirilip DSS içinde çözüme ulaşması kolaydır. Konuyla 
ilgilenecek doğru kişilere yönlendirilen sorun kısa sürede çözüm 
grubunun oluşmasını sağlayacaktır. Bu yöntem telefonla veya yazıyla 
haber verme yönteminden çok daha etkilidir. Bir diğer kaynak da 
rakiplerinizin Web siteleridir. Bunların sürekli kontrol edilmesi 
gerekmektedir. B.G. kitabında bu işi hergün kendisinin yaptığından 
bahsediyor. Dünyanın en zengin ve en çok tanınan kişisinin rakiplerinin 
gelişimi konusunda bu kuşkucu bilgi toplama faaliyeti, bu sektörün ne 
kadar kaygan olduğunun bir göstergesi. Aynı zamanda kuşkuculuğun 
şirketin ne durumda olursa olsun hiç bir zaman kaybetmemesi gereken 
bir özelliğinin olduğunu anlıyoruz. Bilgi işçilerinde mutlaka olması 
gereken özelliklerden birisidir kuşkuculuk. Bu nedenle bizi birşeylerin 
iyi gitmesi değil, gitmemesi ilgilendirir. Eğer birşeyde sorun olmadığı 
gözleniyorsa mutlaka sorun vardır. Önemli olan bunu cesaretle 
araştırabilmek ve şirket çalışanlarına da bunu yapmaları için 
cesaretlendirmektir. Bir şirketin hiyerarşik yapısı ne kadar esnek 
olursa, çalışanların kötü haber iletme ve bunun üzerine gitme ihtimali 
o kadar yüksek olur. Tartışmaların özgürce desteklendiği ortamlarda 
kişisel insiyatif ve sorumluluk gelişir. Kötü haberi iyi habere 
dönüştürme ihtimaliniz yükselir.

Aikido,  bu eski Japon sporu bugünlerde felsefesi ile iş yaşantısını 
etkilemekte. Aikido, rakibinizden gelen atakları sükunetle sonsuzda 
eritebilmektir. Sporun felsefesini iş yaşantısına uygulamak bu çağda 
çok geçerli bir yaklaşım tarzı olmuştur. Kötü haberi, iyi habere 
dönüştürebilmek, rakiplerinizin saldırılarını çok az bir emek 
harcayarak yok edebilmek veya onlara karşı yönlendirerek cevap 
vermek. Eğer kötü bir habere yenilmiyorsanız ondan birşey 
öğreniyorsunuz demektir. Bu da olayın sizin için kimsede olmayan 
bir tecrübeye dönüşmesi demektir. Kötü haberden en çok nerede 
gelişme göstermeye ihtiyacımız olduğunu öğrenmek için yararlanabiliriz. 
Bunun için en mutsuz müşteriler en önemli bilgi kaynağı olmaktadır. 
Bu şikayetlerin çözümleri için bir iş planınız ve politikanız olması 
durumunda hızla çözüme ulaşabilirsiniz. DSS oluşturmuş şirketler 
müşterilerinden gelebilecek uyarıları hızla değerlendirebilecek yapıya 
sahiptir. Bu haberler aynı zamanda DSS gelişmesi için de 
faydalanacağınız kaynaklar olacaktır. Rakiplerinize veya müşterilerinizin 
şikayetlerine hızlı tepki gösterebilmek için verilerinizin mutlaka dijital 
ortamda olması gereklidir. Kağıt parçalarına yazılmış bilgiler her zaman 
sizi yavaşlatacaktır.

Kağıtlar üzerinde tutulan bilgiler sadece rakipleriniz veya müşterileriniz 
için değil şirket içi dinamikler için de bir engel teşkil eder. Microsoft bu 
konuda çok ilginç deneyim yaşamış. Şirket genişlemek için bina 
planlarına ihtiyaç duymuş. Fakat bu planlar bulunamamış. Uzun 
aramalardan sonra bu planların şirketin elektrik işlerini yapan bir 
elektrikçide olduğu anlaşılmış. Üstelik sadece o binanın değil sahip 
oldukları tüm gayrimenkullerin planlarının da aynı kişide olduğu ortaya 
çıkmış. Bunun üzerine tüm bu planları bir CAD programı ile dijital ortama 
aktarmışlar ve şirketin yeni yapılanmasında bundan faydalanmışlar. 
Bu dijital bilgiler ilgili herkesin kullanımına açılmış. Microsoft, şirket 
IQ’sunun hem tarihsel hem de güncel bilgiyi paylaşmakla artacağına 
inanmaktadır.

"Bir şirket üst düzey yöneticisin bilginin paylaşılmasının gerekliliğine 
inanmış olması gerekmektedir. Eğer böyle bir inanca sahip değilse 
yapılan yatırımlar başarısız olacaktır. Eskiden "bilgi güç demektir" deyişinin 
insanların bilgiyi ellerinde tutma eğilimine yönlendirdiğini görüyoruz. 
Bu kişiler sahip oldukları bilginin kendini vazgeçilmez yapacağına 
inanırlar. Oysa güç, saklanan bilgiden değil, paylaşılan bilgiden gelir. 
Bir şirketin değerlerinin ve ödüllendirme sisteminin de bu düşünceye 
dayalı olması gerekir. Bilgi yönetimine entellektüel sermayeye yapılan 
bir yatırım olarak bakın ve sonunda daha yüksek bir kurumsal zeka 
yaratacak bir yöntem olarak görün. Bu sermayeyi iyi yönetmek kurumsal 
zekanızı yükseltecek ve şirketinizin değerini önemli ölçüde 
etkileyecektir. Bilgi paylaşımının olması gereken yerlerden birisi de 
şirket içi eğitimdir. Eğitim sınıfta olduğu kadar, çalışanın masasında 
da gerçekleştirilebilmelidir. Eğitim hakkında geribesleme sistemleri 
de dahil, tüm eğitim kaynakları on-line olmalıdır."(B.G) 

İş yaşantısında en önemli konulardan biri de risk alabilmektir. 
Eğer zamanında risk almayı reddederseniz, daha sonra piyasa 
sizi reddedecektir. Oysa büyük iddialarınız varsa, aldığınız risklerden 
sadece bir kaçında başarılı olmanız bile geleceğinizi kurtarmaya yeterli 
olacaktır. Dijital bilgi akışıyla desteklenen risk, üründe ve pazarda 
yenilikler yaratmanın tek önemli yolu olabilir. Enteklektüel değerlerle 
çalışan sanayiler bilgi alır, karşılığında risklerden kurtulur.

Daha önce sadece PC yazılımları üreten bir firma olarak görmeye 
alıştığımız Microsoft ürün ve ilgi yelpazesini geliştirmeye başlamıştır. 
Tabi ki bu gelişim içinde her zaman teknoloji ve yazılım bulunmakta. 
Örneğin Microsoft artık bilgisayar multimedia ve yan donanımları, 
telefon ve  oyuncaklar üretmektedir. Sanırım bu yelpaze evimizde 
kullanabileceğimiz her türlü iletişim teknolojisine kadar ilerleyecek 
gibi gözüküyor. Bununla birlikte pekçok girişim ve destek verdiği 
şirketler bulunmakta. Bunlardan en ilginci ise genetik teknolojileri 
üzerinde çalışan bir bioteknoloji firmasıdır. Genetik ve bilgisayar 
geleceğin parlayan iki yıldızı ve aynı zamanda birbirini destekleyen ve 
geliştiren iki dal. Bunun farkına varan firma da genetik araştırmalara 
önem vermekte. Bugün tıp çok büyük bir kara tahtaya kavuşmuştur, 
Internet. Bilim adamları tüm bilgilerini Internet ortamında tartışmakta, 
geliştirmektedir. Bunun sonucu birbiri ardına yeni buluşlar ve tedavi 
yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Yine bilginin paylaşılması ilkesi ile bu 
gelişmelere tanık olmaktayız. Artık bilim adamları zamanlarının büyük bir 
bölümünü bilgi toplamayla değil, topladıkları bilginin değerlendirilmesi ile 
geçirmektedir. Dijital araçlar ve bilim adamlarının Internet aracılığı ile 
birbirlerinin omuzları üzerinde yükselebilme imkanı, dünya üzerindeki 
insanları etkileyen en korkunç hastalıklarla mücadele etmede ya da 
önlemede önemli bir rol oynayacaktır.

Kitapta çok sık üzerinde durulan bir konu da Reengineering (Değişim 
mühendisliği veya kitaptaki tanımlaması ile Yeniden Tasarım) ve bunun 
yaratıcısı Michael Hammer’ın görüşleri olmuştur. Aslında bu kitaptaki 
görüş ve düşüncelerin bizi getirdiği nokta teknolojinin de desteği ile 
değişim mühendisliğinin şirketlere ve yaşantımıza uygulanmasıdır. 
B.G. in de bu konuya çok ilgi duyduğu ve bu konuyla ilgili kitapları 
okuduğunu görüyoruz. Değişim mühendisliği çok temel anlamıyla 
geleneksel iş anlayışının karşısındadır. Bu yeni kavram bize "süreç 
veya proses" kavramını getirir. Artık günümüzün yeni iş anlayışı 
kutucuklara ayrılmış hiyerarşik organizasyon yapısında değildir. 
İşin kontrolü ve hızlanması için iş akışı bir süreç kabul edilir ve tüm 
organizasyon bu süreci en hızlı ve en efektif kullanabilecek şekilde 
yapılandırılır. Bu yeni çalışma sistemi bir şekilde teknoloji ve Web 
tarzı yaşamla da çok sıkı bağlantılıdır. Değişim mühendisliği 
uygulamaları çok zevkli ve aynı zamanda çok zor uygulamalardır. 
En büyük zorluk ise geleneksel yaklaşımda çalışmaya alışmış 
personelin gösterdiği "pasif agresif" davranışlardır. Bu personel değişimi 
destekler gibi görünür fakat gücün kendisinden alınacağını düşündüğü 
için yapılanları sürekli baltalama veya geciktirme eğiliminde olur. Bu karşı 
çıkış sadece teknolojinin gireceği şirketlerde değil, teknolojinin en iyi 
uygulandığı şirketlerde bile karşılaşılabilecek bir rahatsızlıktır. 
Çünkü yeniliğe, gelişmeye ve daha çok çalışmaya ayak direyen 
insanların varlığı zaman ve mekandan bağımsızdır.

Örneğin Microsoft şöyle ilginç bir deneyim yaşamış. Bir kaç yıl önce 
Microsoft NT’nin yeni bir sürümünü piyasaya sürme aşamasına 
gelinmiş. Fakat ürünün çıkacağı gün durdurulma tehlikesi ile karşı 
karşıya kalınmış. Çünkü yazılım hazır olduğu halde bunun konulacağı 
kutunun henüz matbaada baskıya gitmediği görülmüş. Çünkü bu 
kutunun örneği yıllık izne çıkan bir personelin masasında kalmış. 
Normalde 1 hafta süren baskı aşaması 24 saatlik hummalı bir çalışma 
ile 2 günde tamamlanmış ve mürekkebi bile kurumadan piyasaya 
sürülmüş. Bu olay üzerine pazarlama malzemesinden sorumlu birimin 
müdürü bir toplantı yapmaya karar vermiş. Toplantıya konuyla 
ilgilenenleri çağırmış ve şirket içinden 2 grup ve dışarıdan 12 kişinin 
katıldığı bir grup oluşmuş. Yöneticinin ilk sorusu şu olmuş "Bu odada 
niçin bu kadar çok kişi var? Bir toplantıda sadece gerekli kararları 
alacak kişileri görmek isterim. Bir odada karar alacak kişi sayısı 
üç ya da dörtten fazla olduğunu görürseniz, sorununuzun büyük bir 
olasılıkla ilgili insan sayısından kaynaklandığına emin olabilirisiniz."  
Bunun üzerine sorunun çözülmesi ve konunun basitleştirilmesi istenmiş. 
Bu işe dokunan grup sayısı beşten üçe inmiş ve her grup diğer gruba 
birşey verdiğinde verme işleminin tamamlanması için, alanın "aldım" 
iletisini vermesi sağlanmış. Böylece kimsenin masasının üzerinde 
habersizce bir şey bırakması engellenmiş. Kutu örneği her şirkette 
benzer şekillerde oluşabilir. Bunun nedeni sürecin içindeki kontrol 
mekanizmalarının kurulamamış olması veya sürecin tanımlanmamış 
olmasıdır. Süreç içindeki birimlere sorumluluk yüklenmesi ve daha da 
önemlisi bu sorumluluğu alan kişilerin kontrol mekanizması içinde 
denetlenmesi durumunda bu tip durumların oluşması engellenecektir.  

"Bilgi teknolojisi şirketin stratejik bir kaynağıdır. Bilginin yönetilmesi 
bir şirket için hayati önem taşıdığından, şirket başkanlarının, şirketin 
herhangi bir önemli faaliyetiyle ilgilendikleri kadar bilgi teknolojisine 
de merak duymalarını gerektirir. Ne var ki çok sayıda başkan bilgi 
teknolojisine uzak durmayı tercih eder. Bilgi sistemleri genellikle çok 
karmaşık ya da yönetilemez olarak görülür. Her şeyden önce başkan, 
bilgi teknolojisini şirket çalışanlarından çok daha fazla verim elde etmek 
için bir stratejik kaynak olarak görmelidir. İkincisi, şirket başkanı teknoloji 
konusunda yeterince bilgi sahibi olmalı, böylelikle bilgi teknolojisi 
uzmanlarına kesin ve konuya ilişkin sorular sorup, iyi cevaplar alıp 
almadığını bilmelidir. Üçüncü ve son koşul, başkanın bilgi yöneticisini 
üst yönetimin strateji toplantılarına dahil etmesidir."(B.G)

Bir şirket başkanının veya genel müdürün bilgi teknolojilerinden uzak 
durması, emrinde çalışanların üzerindeki kontrolü kaybettirecektir. 
Personel bilgi teknolojileriyle iç içe de olsa bir başkanın bu bilgi 
akışının dışında kalması, sinir sistemi içinde beynin tek başına 
çalışmasına benzer. Bu durumda başkan gelişmeleri doğru 
değerlendiremeyecek ve şirketin geleceği ile ilgili sağlıklı kararlar 
alamayacaktır. Ne yazık ki ülkemizde bu tip örneklere de rastlamamız 
mümkündür. DSS bir bütündür ve bu ağ içinde beynin de olması 
gerekmektedir. Kurumsallaşmış yabancı firmalarda teknoloji ağırlıklı 
bilgi isistemlerine geçişte sistem içine ilk alınanlar şirketin üst düzey 
yöneticileri olmaktadır. Bu durumda tüm yöneticiler ve zamanla tüm 
personel çok hızlı bir şekilde DSS içine dahil olmak zorunda kalmaktadır.

Web tarzı yaşamın bizi etkileyeceği diğer konular ise sağlık, askeri 
alanlar, devlet yönetimi ve eğitimdir. Web tarzı yaşam hastaların sağlık 
durumları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalarını ve sağlıklarını 
ilgilendiren kararlara daha fazla katılmak istemelerini sağlar. 
Hastalara ve doktorlara iletişim kurmaları için yeni olanaklar sunar. 
Dijital sistemler, hastanın sağlık durumu ve tüm tedavi süreci sırasında 
yapılması gerekenler -acil hizmetler, hastane tedavisi, bakım ve trend 
analizi- konusunda eksiksiz bir tablo oluşturur. Doktorların erişemeyeceği 
veya müdahele de geç kalınabilecek zamanlarda bilgi alış-verişini 
kolaylaştırır. Yakın bir gelecekte bu teknoloji ile evimizden teşhis ve 
tedavi yolunda çok önemli adımlar atılabilecektir. Bugün ABD de bazı 
hastanelerde oluşturulan bilgi bankaları sayesinde hastaya acil 
müdahaleye gidilirken tüm bilgilerine ulaşmak ve bu sayede en 
doğru uygulamayı yapabilmek mümkündür. Bu konuda yaşanan en 
güncel örnek ise okyanusta tek başına yelkenlisi ile seyahat eden bir 
Rus denizcinin hastalanmasıdır. Sorunun ne olduğunu anlayamayan 
denizci e-posta ile Intenet üzerinden bir yardım talebinde bulunmuş. 
Bunun üzerine ABD de bir doktor e-posta haberleşmesi ile hastalığı 
teşhis etmiş ve tedavi yöntemini anlatmıştır. Denizci bu bilgiyi 
almamış olsaydı hayatını kaybedecekti, fakat bugün Internet teknolojisi 
sayesinde yaşamına devam ediyor.

Askeri alanda bilgi teknolojisi yeni bir savaş yönetimi yaratmıştır. 
Artık ülkeler savaşlardan en az asker kaybıyla çıkmak istiyor ve 
bunun için de DSS'den faydalanılıyor. Irak’taki çöl savaşı ve halen 
yaşamakta olduğumuz Balkan savaşında bu teknolojinin nasıl 
kullanıldığını görüyoruz. ABD hava ve deniz kuvvetleri için geliştirilen 
bir sistem GPS ve telsiz ağlarından gelen bilgileri Windows CE işletim 
sistemi kullanan çok küçük cep bilgisayarlarına ve taşınabilir 
notebook’lara iletmekte ve savaş alanında dost ve düşman birliklerin 
en hassas bir şekilde grafikleri görsel olarak ekrana yansımaktadır. 
Gelecekte ABD askerlerinin standart elbiseleri içine bu küçük taşınabilir 
cep bilgisayarları ve GPS sistemleri standart donanım olarak 
yerleştirilecekmiş. Böylece komuta kademesindeki herkes ekranından 
birliklerin yerlerini, durumlarını en hassas bir şekilde ekrandan 
izleyebilecek. Herhangibi bir yakalanma durumunda ise bu sistemler bir 
tuşa basarak kendini yok edebilmektedir. Bu herhalde birliklerin taşımak 
zorunda olduğu onlarca kilo ağırlığındaki kağıtları yakmaktan daha 
kolaydır. Pilotlar ise aynı sistemi kullanarak uçuş öncesi hazırlıklarını 
çok daha kısa sürede ve daha doğru şekilde yapabilmektedir. 
Bu hazırlıklar pilotların taşınabilir kişisel bilgisayarlarından uçaktaki 
bilgisayara aktarılmakta ve savaş alanında büyük başarılar sağlamaktadır.

Web tarzı yaşam hükümetlerin uygulamaya sokması gerekli işlerin 
başında gelmektedir. Toplumun katılımının ve bilgilendirmenin 
sağlanabilmesi için Web üzerinden on-line iletişime dayalı sistemlerin 
oluşturulması gerekmektedir. Artık toplum gerek yerel yönetimlerden 
gerekse hükümetten daha fazla ve daha hızlı bilgi istiyor. Hazırlanması 
rutin prosesler gerektiren bilgileri Internet üzerinden erişilerek alınması 
devlete ve topluma zaman ve para kazandıracaktır. Hükümetlerin Web 
tarzı yaşamı destekleyecek önlemleri alması ve telekomünikasyon 
hizmetlerini özelleştirmesi gerekmektedir. İletişim tekellerinin yerine 
dünya çapında rekabet oluşturmak Internet erişim hizmetlerini geliştirip 
ücretleri düşürecektir. Internet ortamına katılanların artması ile bilginin 
önemi de artacaktır. Bilgi ekonomisinin kurulması, ülkedeki bütün 
şirketlerin rekabete daha açık olmasını sağlar. Dünya ticaretinin dijital 
ortamda gerçekleşmesi ise çok yakındır. Bunun için maliye ve ticaret 
bakanlıklarının mevcut yasalarda değişiklikleri yapması gerekecektir. 
Bankacılığımızda uygulanmaya başlanan Internet hizmetlerinin bir 
ayağı da bu kanunların yenilenmesine bağlıdır. Internet bankacılığındaki 
gelişmelerin e-ticarete gereken desteği sağlaması bu kanunların 
gözden geçirilmesi ile olacaktır.

Web tarzı yaşamın hayatımızı etkleyecek belki de en önemli kesimi 
eğitimdir. Uzaktan eğitim, okul içi bilgisayar destekli eğitim çağımızın 
yeni eğitim adımlarıdır. Bu yeni eğitim sistemi içinde üzerinde durulan 
temel noktaların başında her öğrenciye sınıfında bir bilgisayar 
verilmesidir. Hatta öğrencilerin evinde bilgisayarının olması da 
önerilmektedir. Bunun için atılacak adımlar şunlardır. Altyapının 
oluşturulması, donanım ve yazılımların temin edilmesi. Internet 
bağlantısının yapılması. Öğretmen ve öğrencilerin eğitilmesi. 
PC kullanarak mevcut öğrenme ve öğretme yöntemlerininin geliştirilmesi. 
PC kullanarak öğrenme ve öğretme yöntemlerini değiştirilmesi. 
ABD bu yeni akımla birlikte eğitim sistemini yeni baştan ele almıştır. 
Mevcut öğrenme/öğretme sistemleri artık terk edilerek yeni sistemler 
uygulanmaya başlamıştır. Wall Street Journal’ın 1997 yılında yayımladığı 
eğitim konusundaki özel rapor 10 maddede konuyu özetlemiştir:

1-Bilgisayar laboratuarları bilgisayarlar için yanlış yerdir. 
Bilgisayarların sınıfta bulunması gerekir.
2-Öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler, bilgisayarlardan genellikle 
başarılı öğrencilere oranla daha iyi yararlanır.
3-Çoğu öğretmen bilgisayarların sınıfta nasıl kullanılacağı konusunda 
eğitim görmemiştir.
4-Okullar bilgisayar kullanımını dikkatle planlamalıdır.
5-Bilgisayarlar birer araçtır, konu değil. Bilgisayarların başka konular 
hakkında verilen derslerin bir parçası olması gerekir.
6-Herkesin bir bilgisayarı olduğunda, çocuklar çok başarılı olur.
7-Bilgisayarlar, geleneksel becerileri azaltmaz.
8-İkinci el bilgisayarlar, okul kullanımı için uygun değildir.
9-Internet ve e-posta, çocuklara bir okuyucu kitlesi sağladığından 
onları heyecanlandırır.
10-Çocuklar bilgisayarlara aşıktır.

Buradan şunları özetlemek mümkün; PC'lere yeni bir öğretme ve 
öğrenme aracı olarak bakan eğitimciler değişimin mimarları olacaktır. 
Yeni teknoloji bir bıçak gibidir; onu kullanma konusunda eğitim 
almamış kişilerin elinde tehlikeli ve yaralıyıcı bir araç, eğitim almış 
kişinin elinde değerli bir yardımcı olacaktır.

DSS üzerinde yolculuğumuz burada bitiyor. Eğer buraya kadar sabırla 
okumayı başardıysanız bu yazının sizin üzerinizde bırakmış olduğu etkiyi 
sakin bir şekilde düşünmenizi tavsiye ederim. Çünkü konu çok geniş ve 
aslında anlatımı da çok uzun. Bu nedenle bilgileri ayıklamak ve her 
kesime hitap edebilmek zor oluyor. B.G. in bizlerle paylaştığı görüşlerin 
bir bölümünü onun kitabından alıntılar yaparak ve kendi görüşlerimi de 
ekleyerek sizlerle paylaştım. Sizlerde bu konuda görüş ve önerilerinizi 
benimle paylaşmak isterseniz bana bir e-posta gönderebilirsiniz.

Bu yazıda geçen teknolojik gelişmelerin hepsinin mümkün olan en kısa 
sürede hayatımıza girmesini  ve bu yazıda yazılmamış daha çok 
teknolojik gelişmenin de yakın geleceğimizde hayatımıza girmesini 
ümit ederim.

Sevgi ve Bilgi ışığınız aydınlığınız olsun. 
 

Mutlu Payaslıoğlu