Ana Sayfa
Antrak Gazetesi
Eski Sayılar
Antrak Ana Sayfası
Yorumlariniz ve Sorularınız için mail adresimiz.


İnternette İlk 
Türk Amatör Telsiz Gazetesi
YILBAŞINDA NEREDEYDİNİZ?
 
Ali Akyol (TA2AX)
TA2AX Ali Akyol
E-Mail: ta2ax@antrak.org.tr

Önce bir fikir olarak ortaya çıktı, sonra vakit yaklaştıkça bu fikri ortaya atan 
aranmaya başlandı, bulundu. Bulunması yeterli değildi, madem bir fikir 
ortaya attı, organizasyonu da üstlenmesi gerekiyordu, çünkü bizde 
genellikle öyle olur, fikir ortaya atan uygulama sorumluluğunu da taşır. 
Sevgili Mutlu bizlere yılbaşı tatilinde Ankara dışında bir yerlerde hep 
birlikte olma şansını yarattı.

Kapadokya’ya gidiyoruz. Nevşehir’de, bizlerin de uygun bulduğu bir 
otelde yerlerimiz ayrıldı.
Perşembe günü farklı zamanlarda Ankara’dan çıkan kişiler Nevşehir’de 
biraraya geldiklerinde toplam 22 kişi olmuştu. Herkesin tahmin 
edebileceği gibi yoğun ve kesif volümlü yılbaşı programı zaten 
yoldan gelmiş olan bizleri yere serebilecek güçte idi, çok reklamı 
yapılan şaraplardan içmemize gerek kalmadı. Zaten onların da 
kalitesi üzerine yapılan tartışmalar Ankara’ya dönene kadar devam etti. 
Saatler 24:00'ü geçtikten bir müddet sonra cep telefonları çalışmaya 
başladı, Gelemeyenlerin bize mesaj iletme saati gelmiş aynı zamanda 
kısa mesaj atamayan büyük ve yakınlarımızın hatırını sorma vakti ermişti. 
Yemek salonu bir anda boşaldı, ne oluyor nereye gitti bunca insan, 
yoksa başka bir yerde başka bir programmı var da bizim haberimiz mi 
yok derken iş anlaşıldı. Hemen hemen tüm salon salonun gürültüsünden 
kurtulup rahat bir şekilde titreyen titremeyen, renkli renksiz cep'leri ile 
iletişim sağlayabilmek için otelin lobisinde toplanmaya başlamış ve 
burayı yeni gürültü odağına dönüştürmüştü. Lobiden insan manzaraları;
yürüyerek konuşabilenler, arkasını dönüp bir kuytuda konuşanlar, 
gözünü karşısındakinin gözüne dikip kafası başka bir yerde konuşanlar, 
oturup elinde şampanya bardağı ile ve kafasında yanar dönerli şapkası 
ile bağıra çağıra konuşanlar, babasından gizli erkek arkadaşı ile 
konuşamaya çabalayan sevgililer (diğer kız arkadaşı da erketede), 
hepimiz ordaydık.

Eee buraya niye geldik? Tabi ki peribacaları ve diğer tarihi mekanları 
görmeye. Sonraki iki günümüz yoğun bir çevre turu ile geçti. 
İlk gün Mutlu'nun tavsiyesi doğrultusunda soğan tarlalarının olduğu 
söylenen ve bu tarlalarda üçüncü türden yaratıkların da çalıştığı ve 
hatta arabalarını park ettikleri söylenen tepelere gittik, onlar da gitmişti, 
hiç birini göremedik. Mutlu onları çağırmak için çok çaba sarf etti ama 
onlar bizi duyamıyacak kadar uzakta idiler galiba. Üçüncü tür ile 
olan yaklaşımımız bu kadar sürdü.

İkinci gün isyan bayrağı çekmeye çalışan gurubu dizginlemek ve 
sakinleştirmek için tipik turist kimliğimize bürünüp, her Kapadokya'ya 
gelen Turistlerin yaptığı gibi standart turumuzu belirledik. 
Ürgüp – Göreme - Avanos üçgeninde gidilmesi gereken hemen hemen 
tüm yerlere gittik. Burada en büyük sorun her bir gezi noktasında dağılan 
22 kişinin bir sonraki hedefe gidebilmesi için bir araya getirilmesi 
çalışmaları idi. Öyle kolay iş değil, tur rehberliği mesleği bayağı zor 
bir işdir. Kimi alışveriş yapar, kimi biraz evvel aldığı çömleği beğenmeyip 
iade etmek ister, kimi aldığı bereket tanrısı heykeli ve sembollerini 
hangi hin projesinde kullanacağının hesabını yapar, kimi tuvaletleri 
beğenmez, kiminin karnı acıkır, kimi peribacalarının sosyo ekonomik 
yapı üzerindeki etkilerini anlayabilmek için deveci ile tartışır, kimi 
S-UHF frekanslarını üçüncü türün dinlediğini idda eder, kimi şarap 
üreticileri ile tere üretimi ve satışları konusunda tartışır, zor işdir, zor, 
bu kadar farklı kafada kişiyi bir araya getirebilmek. Bir de kaybolanlar 
vardır gezi esnasında. İşte en büyük sorun da budur. Yok fotoğraf 
çektim, yok çocuğun çişi geldi onun için durduk gibi bahaneleri vardır, 
inanmayın. Kaybolmuşlardır. Hayır, deneme ve test amaçlı olarak üçüncü 
tür de gelip almadı onları. Bunlar sağa sola takılıp genellikle alışveriş 
yapar ya da nasıl olsa bir kargamız var diyerek havalardaki bulutları 
seyreder, dolayısiyle gurubun nereye gittiğini takip edemeyip kaybolurlar.
En büyük şansımız hemen herkezde bir VHF olması, yoksa kaybolanları 
bir araya getirmek imkansız gibi bir şey olacaktı.

Dönüş ise grup halinde dolaşmaktan sıkılan ve asla gurup halinde 
Ankara’ya dönmek istemediğini idda eden kişilerin yine konvoy 
halinde Ankara’ya dönüşü ile son buldu. Ne yapsak ya da ne yapsalar 
ayrılamayan bizlerin ortak sorumlulukları doğrultusunda kendiliğinden 
oluşan bir şeydi bu. 

Bu gezi boyunca operatörlük yapan, karga kılavuzluğu yapan, 
huysuzluk yapan, yapmayan ve emeği geçen herkese 
kocaman bir teşekkür.

The Kılavuz Karga
Ali Akyol
 

 
Gezimiz ile ilgili fotoğrafları görmek için bu yazının üzerine tıklayın.